Ukrayna’nın Karadeniz’deki İncisi Odessa

Odessa, Ukrayna’nın dördüncü en kalabalık şehri. Karadeniz’in kuzeybatı kıyısında yer alan önemli bir turizm merkezi aynı zamanda. Bir taraftan da, liman ve ulaşım merkezi. Odessa, Odessa Oblastı’nın idari ve çok ırklı bir kültür merkezi. Odessa’ya “Karadeniz’in incisi”, Rus İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği’nde “Güney Sermayesi” ve “Güney Palmyra” adları da verilmişti. Küçük bir Tatar yerleşimi olan Odessa; 1440 yılında, Kırım Hanlığı Hacı I. Giray Han tarafından kuruldu ve aslen “Hacıbey” olarak adlandırıldı. Bir dönem Litvanya tarafından kontrol edildi. Tüm bunların ardından, Osmanlı İmparatorluğu’nun eline geçti. Sonrasında, 1792 Rus-Türk Savaşı yenilgisine kadar Osmanlı elinde kaldı. Şehir merkezi, yürüyerek gezmek için çok elverişli. Bazı yollar parçalı olarak trafiğe kapalı olduğundan ve sürücüler yaya haklarına büyük önem gösterdiğinden yürümenin tadını çıkarabilirsiniz.

 

Çariçe Büyük Katerina’nın kenti

Odessa şehri, 1794 yılında, Çariçe Büyük Katerina’nın kararnamesiyle kuruldu. Sovyet döneminde, Sovyetler Birliği’ndeki en önemli ticaret limanı ve bir Sovyet deniz üssü idi. 1 Ocak 2000’de Odessa Ticaret Deniz Limanı Karantina İskelesi, 25 yıl süreyle serbest liman ve serbest ekonomik bölge ilan edildi. Odessa, yaz aylarında binlerce turisti ağırlamakta. Gerek kendine özgü mimarisiyle pek çok instagramlık pozu yakalayabileceğiniz sokağıyla, gerekse tarihi ve birbirinden ilginç koleksiyonlarıyla, ziyaretçisini bekleyen müzeleriyle sizi kendisine bağlayacaktır. Önemli bir ticaret ve sanayi merkezi olması dışında, sahip olduğu üniversitelerle dinamik günlük yaşamın hüküm sürdüğü Odessa’da gezilecek yerler; tarihi bulvar ve meydanlar, yeraltı labirentleri, plajlar, müzeler, kültür ve sanat merkezleri, dini yapılar, tren garı ve limandan oluşuyor.

 

Potemkin Merdivenleri sizi bekliyor

Avrupa’nın en dikkat çekici 10 merdiveni arasında bulunuyor. Potemkin Merdivenleri, Odessa’da bulunan dev bir merdivendir. Kenti, denize bağlıyor adeta.  Merdivenler, denize doğru şehre resmi bir giriş olarak kabul ediliyor ve Odessa’nın dünyaca en bilinen simgesi. Merdivenlerin adı başlangıçta Bulvar basamakları, Dev Merdiven veya Richelieu Basamakları olarak biliniyordu. En üst basamak 12,5 metre genişliğindedir ve en düşük basamak 21,7 metre genişliğindedir. Merdiven 142 metreye kadar uzanır. Ancak daha uzun boylu bir illüzyon verir. Merdivenler çok net bir şekilde, optik bir yanılsama yaratacak şekilde inşa edildi ve yüksek bir bozkır platosunda yer alan Odessa, altındaki limana doğrudan erişime ihtiyaç duydu. Merdivenler inşa edilmeden önce, limana tek erişim olanağı sarma yolları ve ham ahşap merdivenlerdi. Orijinal 200 merdiven, 1825 yılında İtalyan mimar Francesco Boffo ve St. Petersburglu mimar Avraam I. Melnikov ve Pot’e tarafından tasarlandı. Merdiven 800.000 ruble’ye mal oluyordu. Zaman içerisindeki değişimler, hava koşulları ve eski merdivenlerin yıkılmasıyla Potemkin Merdivenleri son görünümüne kavuştu.

 

Görkemli Vorontsov Sarayı (Alupka Sarayı)

Vorontsov Sarayı veya Alupka Sarayı; Kırım Dağları’nın eteklerinde, Kırım’ın en eski ve en büyük saraylarından biri. Alupka Kasabası yakınlarında yer alan tarihi bir saray. Güney sahillerindeki en popüler turistik yerlerden biri aynı zamanda. Saray 1828-1848 yılları arasında, Rus Prens Mikhail Semyonovich Vorontsov için yazlık ikametgâhı olarak, 9 milyon gümüş ruble ücrete tabi olarak inşa edilmiş. Yapı, çeşitli mimari tarzlardan oluşuyor. Saray’ın önemli bir özelliği; 40 hektar yeşillik ve bitişik park topluluğuna sahip olması. Bugün, Vorontsov Sarayı, komşu Massandra’daki Massandra Sarayı da dâhil olmak üzere, ulusal bir tarihi eser olan Alupka Sarayı-Park Kompleksi’nin bir parçasıdır.

 

Odessa’nın olmazsa olmazı Nümismatik Müzesi

Ukrayna’daki bir para müzesi. Müzede, Kuzey Karadeniz Bölgesi ve Rus-Ukrayna’dan antik kalıntılar sergileniyor. Odessa’nın merkezinde. Eski ve ortaçağ sikkeleri, eski ve modern Ukraynalı banknotlar, Kuzey Karadeniz Bölgesi’nin antik çanak çömleği ve bu türden güzel sanatlar eserleri burada sergilenmekte. Müzenin madeni para galerisi, modern para ve Ukrayna parasal göstergelerinin sergilenmesi son derece önemli. Son 10 yılda müze, tarihi kalıntıların ve Ukrayna halkının kültürel mirasının büyütülmesi, korunması ve incelenmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Bu da Ukrayna Parlamentosu, hükümet, Ukrayna Ulusal Bankası ve Odessa bölgesinin yetkilileri ile Odessa şehrine çok sayıda ödül getirdi. Müze, dünyanın 100 ülkesinde bilimsel, tarihi ve kültürel organizasyonlar ile temas kurmayı sürdürmektedir.

 

Şık mı şık Deribasovskaya Caddesi ve Richelieu Dükü Anıtı

Deribasovskaya Caddesi, şehrin en kalabalık ve en şık caddesi. Kendine özgü mimarisi olan binaları, çok sayıda kafe, bar ve restoranları, büyük ve görkemli ağaçları ile araç trafiğine kapalı olan Deribasovskaya’da yer alan hediyelik eşya dükkânlarından alışveriş yapabilirsiniz. Odessa’nın enerjisi hiç tükenmeyen caddesi. Aynı zamanda, şehrin en ünlü parklarından Garden of Life’a da ev sahipliği yapıyor. Odessa Opera ve Balesi, Dük Richelieu Anıtı, Odessa Limanı, Arkeoloji Müzesi, Puşkin Anıtı ve Potemkin Merdivenleri de Deribasovskaya Caddesi’nde yer alan önemli adresler. Richelieu Dükü Anıtı, kentin ilk başkanı Duke de Richelieu adına yapılan, Odessa’nın ilk anıtı. Şehrin gelişimine büyük emek harcayan Richelieu Dükü’nün anısına yapılan anıtın para çantasına dokunulduğunda zengin olunacağına inanılıyor.

 

Primorsky Bulvarı ve Odessa Arkeoloji Müzesi

Yeşil ve mavinin bir arada olduğu Odessa’da, özellikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Sıra sıra kestane ağaçlarının yer aldığı, araç trafiğine kapalı ve eşsiz bir güzelliği olan bu caddede yer alan kafelerden birine oturup denizi izlemek apayrı bir keyif. Odessa Arkeoloji Müzesi de, 1825’te kurulan Ukrayna’nın en eski müzelerinden biri. Kuzey Karadeniz bölgesinin antik tarihine dair 160 binden fazla esere ev sahipliği yapan müzede; Roma, Bizans, Mısır, İskit, Hazar, Polovtsy, Peçenekler ve Slavlara ait buluntular, heykeller, yazıtlar, el sanatları ve objeler yer alıyor.

 

Eşsiz Odessa Opera Binası ve Puşkin Müzesi

Odessa Opera Binası, kentin en eski yapılarından biri. İlk olarak 1810’da inşa edildi. 1873’te çıkan yangında zarar gördü. 1887’de yeniden yapılan bina, at nalı şeklindeki tasarımıyla Neo-Barok akımının en ihtişamlı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Çaykovski, Rahmaninof, Isadora Duncan gibi dünyaca ünlü isimlerin yeteneklerini sergiledikleri eşsiz bir mekân olan Odessa Opera Binası, iki bine yakın izleyici kapasitesiyle Ukrayna’nın da en büyük opera binası. Puşkin Müzesi ise; Rus şair ve yazar Aleksandr Puşkin’e ait çalışma ve eşyalara ev sahipliği yapmakta. 1820’de yazdığı şiirlerinden dolayı Çar I. Alexandr tarafından Moskova’dan Odessa’ya sürgüne gönderilen Puşkin; 1820-1824 yılları arasında, Odessa’da olduğu dönemde, şimdi müze olan bu evde yaşamıştı. Kafkas Esiri ve Bahçesaray adlı eserlerini bu dönemde yazdı. Puşkin’in Odessa’da yaşadığı bu evde, sanatçıya ait pek çok obje, özellikle de sanat ve edebiyat tutkunlarına hitap ediyor.

Odessa Katakombları farklı bir deneyim

Odessa Katakombları, Avrupa’nın en büyük yer altı labirenti. 100 kilometre karelik alana yayılan ve başlangıç noktası Odessa’ya 70 km uzaklıktaki Nerubayskoye’de bulunan Odessa Katakombları, İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyet partizanlarının sığınak olarak kullandıkları bir yer. İlk olarak taş madenciliği için inşa edilen ve deniz seviyesin 60 metre kadar altına uzanan bu labirentlerin ziyarete açık olan küçük bir kısmı turlarla gezilebiliyor. Odessa’nın yakın geçmişine dair pek çok buluntuyu da içerisinde barındıran Katakomblar, farklı bir deneyim yaşamak isteyenler için doğru adres.

 

Odessa Batı ve Doğu Sanat Müzesi

İki binden fazla eserin bulunduğu koleksiyonuyla Ukrayna’nın en iyisi olarak kabul ediliyor. 1920’de temelleri atılan müze, Rönesans Dönemi dâhil batı sanatıyla ilgili birçok heykele ve resme; doğu sanatıyla ilgili ise Japon silahlarına, Budist figürlere ve aksesuarlara ev sahipliği yapıyor. Müzede; Teniers, Del Piombe, Mignard, Michelangelo, Rubens, Pierre Minjara gibi sanatçıların eserlerini görme şansınız var.

Etileyici Shevchenko Parkı

Karadeniz’in etkileyici manzarasına sahip. 1874’te İmparator Alexander II onuruna dizayn edilen ve Alexander Parkı olarak da bilinen Shevchenko Parkı, 700 bin metre karelik alanı kapsıyor. Kentin en eski parkı olan Shevchenko Parkı, kalabalıktan uzaklaşıp doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenler için ideal bir adres. Aynı zamanda Victory ve Preobrazhensky Parkları da, Odessa’nın güzel şehir parkları arasında.

 

Belvedere Kolonları ve Tyoschin Köprüsü

Belvedere Kolonları, Odessa Limanı ve Potemkin Merdivenleri arasında yer alan ve Helenistik mimariyi yansıtan bir yapı. Ancak kolonların yapılış tarihi 19. yüzyıl. Tyoschin Köprüsü, Promorsky Bulvarı’nın sonunda yer alan ve tüm Avrupa’da rastladığımız kilitli köprülerden biri. Sevgililerin isimleri yazıp astıkları kilitlerden dolayı yıkılma tehlikesi yaşayan köprüye bir çözüm bulunmuş. Günümüzde çiftler, kalp şeklindeki anıta kilitleri asıyorlar.

 

Odessa Pasajı ve Saraybosna Kilisesi

Odessa Pasajı, Odessa’nın merkezinde yer alıyor. Etkileyici mimarisiyle tarihi bir merkez olan Odessa Pasajı, içerisinde hediyelik eşya dükkanların bulunduğu nostaljik bir yapı. Saraybosna Kilisesi, Odessa’nın en görkemli kiliselerinden olduğu kadar, turistik bakımdan da kente gelen ziyaretçilerin en çok ziyaret ettiği dini yapı.

 

Odessa’ya nasıl gidilir?

Odessa İstanbul’a çok yakın. 1 saat 20 dakika. Vize bir kenara, pasaporta dahi gerek yok. Kimliğinizle giriş-çıkış yapmaktasınız Ukrayna’ya. Onur Air, bu kente düzenli ve son derece hesaplı uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu kadar ucuzken ve pasaporta, vizeye gerek duyulmuyorken; mutlaka gitmenizi tavsiye ederim.

Murat Güloğlu

0 replies on “Ukrayna’nın Karadeniz’deki İncisi Odessa”