Yükselen Değerler | Reason Marka Kurucusu Ebru Karahasan

Uzun yıllardır tekstil ve moda dünyasına hizmet veren bir firmanın uzantısı olarak ortaya çıkan yepyeni bir marka. İyi fikirlerin, engin tecrübelerin, yaşanmışlıkların, tecrübelerin ve sektörün önemli oyuncularından biri olarak markasını kuran Ebru Karahasan; oldukça donanımlı, eğitimli, işine âşık, çevreye duyarlı, gençlere ve modaya ışık tutan mükemmel bir kadın.

Sizi tanıyabilir miyiz, ‘Reason’ markasını kurmaya nasıl karar verdiniz?

30 Ağustos 1974 yılında, İstanbul’da doğdum. Marmara Üniversitesi’nde okudum. Evliyim ve 3 çocuk annesiyim. REASON markasının kurucusuyum. “REASON” bir birikim, tekstil sektöründe 50 senesini doldurmuş bir aile firmasının uzantısı (Cem-Cey Tekstil Ürünleri San. Tic. a.ş.). Çok çalışılmış, emek verilmiş, güven ve sevgiyle bu günlere kadar gelinmiş. Ben, her şeyin üstüne geldim. Bu aileye, çalışanıma yürekten inanıyorum ve seviyorum. Bir şeyi sıfırdan üretmenin ne kadar zor olduğunu biliyorum, bu nedenle çok değer veriyorum. Oysa günümüzde hızlı tüketimi daha da hızlandırmak bir marifet sayılırken! Sadece bir fikirle çıktım yola. “Bu kadar çok şeye sahipken, kendimiz için de üretip bir dünya markası olabiliriz.” Artık zamanın da geldiğini düşündük ve eşimle 2017 Temmuz ayında ‘REASON’ı kurmak için çalışmaya başladık.

Markanın ismi neden ‘Reason’?

Reason “sebep” demek. Tüketicimize, ‘bu markayı satın almak için birçok sebebiniz var’ diyoruz. Çok yumuşak tuşeli, basic ama şık, mükemmel kalıplı, sade ve stil sahibi, uzun ömürlü, doğa dostu ve etik üretilen parçalardan oluşması bu sebeplerden birkaçı.

Markanızın hedeflediği kitleyi nasıl tanımlarsınız?

Her yaş ve her kesime hitap ediyoruz. Stil sahibi olan, sade, zarif ve aynı zamanda rahatlığına önem veren, ayna karşısında saatlerini harcamadan da şık olabilen, dolabında zamansız ve sürdürülebilir parçalara yer vermek isteyen herkesin Reason’ı seveceğini düşünüyoruz.

Koleksiyonunuzun öne çıkan özelliği nedir?

Her bir parça çok detaylı fit edilerek tasarlandı. Hazır giyimde, hızlı moda anlayışıyla kalıplarda çok ciddi bir bozulma var. Aldığım hiçbir ürün üzerime oturmuyor ve vücut formumu hoş göstermiyordu. Bu, benim çıkış noktam oldu. %100 doğaya uyumlu, doğal pamuk ve aksesuarlarla, kaliteli işçilikle, yumuşak tuşeli, uzun ömürlü parçalardan oluşuyor koleksiyon.

Türkiye tekstil açısından oldukça gelişmiş bir ülke olmasına rağmen, basic parçalarla öne çıkan marka sayısı oldukça az. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Tekstil sektörü emek isteyen yoğun yapısı, ihracattaki performansı ve birçok tedarikçisi ile ekonomide çok önemli. Markalaşmak; kaliteli üretim dışında çok yönlü bakmayı, geleceğe yatırım yapmayı ve risk almayı gerektiriyor. Ancak Türkiye sektör olarak bu kadar güçlü olmasına rağmen, Avrupa’nın fasoncusu olarak sadece istenileni üreterek kolaya kaçmış gibi geliyor bana. Artık sektörde var olabilmek için daha global bakmak, vizyon sahibi olmak ve farklılığımızı ortaya koymak zorundayız. Sadece üretmek yeterli değil. Bunu nasıl sunduğunuz, hikâyesi çok önemli. Biz sadece basic parçalar üretmiyoruz; hikâyesi olan bir koleksiyonla, yaşam tarzı sunuyoruz. Daha derin ve duyarlı düşünmek gerektiğine inanıyoruz.

Markanız için gelecek hedefleriniz neler?

Bizim hedefimiz; üretim kalitemizi her gün biraz daha arttırarak önce Türkiye’de, daha sonra da dünyada güvenilir bir marka olabilmektir.