NUR BİLEN YAVUZER

Herkes birçok yoldan kusursuz görünmenin sırları peşinde. Kimileri yanlış yollarda iken kimileri doğru adreste. Bizim için doğru adres olan Nur Bilen Yavuzer ile güzellik adına tüm detayları konuştuk. Yavuzer hem Türkiye’nin ilk güzellik koçu hem de işinde harikalar yaratan uzman estetisyen.

Röportaj: Tuğçe TÜREK

Blogunuzda ‘güzel kadın, kusursuz olmaya çalışmayandır, güzellik çabasızdır, benzersizdir, kişiye özgüdür ve tarifi yoktur’ sözünü okumuştum. Öncelikle ‘güzellik’ göreceli bir kavram. Size göre neyi ifade ediyor?

Bence güzel gördüğünüz şey güzeldir, yani güzellik bakanın gözündedir. Görünenden çok hissedilen bir şeydir güzellik. Bu yüzden “ışığı var” deriz, çünkü burundan, gözden önce o ışığı görürüz. Mükemmel olma çabasındaki hiçbir şeyin güzel olduğunu düşünmüyorum. Hatta bu çabayla ortaya çıkanın zorlama ve fazla olduğunu. Bütün güzelliği yok eden takma bir kirpik gibi, kat kat sürülmüş rimelin altında kendini gösteremeyen kirpikler. Belki de o kirpiklerde aslılı kadının bakışı ve belki bu yüzden eksik kalıyor gülüşü.. Güzel kadın, kendini güzel hissedendir..

Mesleğiniz ‘Güzellik Koçluğu’. Nedir mesleğinizin açılımı?
Ben Uzman Estetisyenim. İngiltere, Fransa ve Türkiye’de güzellik alanında bir çok eğitim aldım. Uluslararası makyaj ve medikal pigmentasyon eğitmeniyim. Türkiye’de de eğitim vermeye devam ediyorum. Güzellik koçluğu kendiliğinden ortaya çıkan bir danışmanlık ve sadece kendi kliniğimiz Renee’de bu danışmanlığı veriyorum. Danışmanlık diyorum çünkü, yaptığım şey tam olarak bu, tıbbi olmayan kozmetik görüşlerimi paylaşıyorum. Çoğu zaman nasıl güzel olabileceklerini değil, zaten güzel olduklarını anlatıyorum ve ortaya çıkartıyorum. Kulağa sanki çok iddalı geliyor, güzel olmayan birini güzelleştiriyormuşum gibi anlaşılıyor ama öyle değil, kendi güzellik görgümü karşımdakinin beklentisi ile birleştirmeye çalışıyorum, çünkü aslında vücudumuzun parçası olan burnumuz, mememiz, moda olan bir ayakkabı ya da çanta gibi değişmesi gereken şeyler değil. Sokaklarda gördüğümüz birbirine benzer ifadelerden hepimiz çok yorulduk. Sanki aynı kıyafeti giymiş gibi aynı bakışı taşıyoruz, saçlarımız aynı, burnumuz aynı hatta kilomuz bile aynı. Yapmak istediğim bunu yıkmak, en azından kendi kliniğimizde, gelen talepleri süzmek, güzelleştirmekten çok güzel olmak isterken çirkin olmamalarını sağlamak.

Kliniğinizde koçluğun yanı sıra uygulamalarda gerçekleştiriyorsunuz. En çok kaş konusunda mı size danışıyorlar?
Klinikte kalabalık bir uzman ekip ile çalışıyorum. Kapsamlı cilt analizi ve yapılacak işlemler belirlendikten sonra danışanlarımı estetisyenlerimize devrediyorum ama mutlaka takip ediyorum. Cerrahi talepleri minimal invaziv işlemleri eşim Prof. Dr. Reha Yavuzer gerçekleştiriyor. Mikro pigmentasyon benim uzmanlık alanlarımdan biri, kozmetik ve medikal uygulamalarını klinikte kendim yapıyorum. Kanser sonrası meme başı ve yara izi onarımı, bazı deri hastalıklarından kaynaklanan cilt altı renklendirme ve kaş, kirpik, dudak pigmentasyonu işlemlerin başında geliyor. Türkiye’de bu işlemin hak ettiği yeri almasında büyük katkım olduğunu düşünüyorum. Özellikle meme kanseri sonrasından meme başı onarımında büyük bir adım attık. Hastalarımızın işlem sonrasında yüzlerindeki mutluluk tarifsiz.
Medikal işlemler daha az konuşulduğundan kaş her zaman daha öne çıkan ve popüler olan bir işlem. Aslında hem hijyenik hem görsel olarak geri dönüşü olmayan “kaş dövmesi” diye bilinen bu uygulamayı neredeyse her kuaförde görmek mümkün. Bu yüzden de çok kolay ve her yerde yapılabilen bir işlem sanılıyor. Klinikte günde 3 işlem yapıyorum, her birine 2 saat ayırıyorum, kullandığım tüm malzemeler yurtdışından geliyor. Yurtdışından gelen bir çok hastam var ve evet bunu gururla söyleyebilirim, kaş konusunda iyiyim çünkü yapmış olmak için değil, hak ettiği gibi yapıyorum.

IMG_4969

Instagram ve Beauty Omlette blogunuzdan takip ettiğim kadarıyla işlemde bulunduğunuz kaşlar kişilerin yüzlerine birebir oturuyor. Yapmış olduğunuz kaş uygulamasının sırrı nedir?
Bu konuda İngiltere’de eğitim aldım, uluslararası diplomam ve eğitim verebilme yetkim var. Sadece bu işlem için üretilmiş iğneler ve pigmentler kullanıyorum ama asıl önemlisi kaşı yüzün bir parçası olarak görebiliyorum ve yüz şekli, yapısına göre neyin yakışacağını anlayabiliyorum. Doğal oluyor çünkü sadece ihtiyacı olan ve kaş yapısı müsait kişilere yapıyorum. Yaptıklarım kadar yapmadıklarım var, işte gerçek sır bu.

Bu uygulamanın ne kadar sürede bir yenilenmesi gerekiyor?
Kullandığım boyalar kök boyadan elde edilen pigmentler. Deri altında renk değiştirmiyor çünkü zaten cildin dövme kadar altına inmiyorum. 1 yıl sağlıklı kalıyor sonra solarak kayboluyor. 1,5 yıl sonra tekrarını öneriyorum.

Hastalarınızla nasıl iletişim kuruyorsunuz? Görüşmeler nasıl ilerliyor?
Hangi işlem için olursa olsun mutlaka bir ön görüşme yapıyorum. Neye ihtiyaç olduğunu belirledikten sonra işlem randevusu veriyorum. Ameliyatlar için birden fazla görüşme yapıyoruz, mutlaka eşim Reha Yavuzer ile daha detaylı bir görüşme yapılıyor ve tabi ki karar onunla veriliyor.

Etrafımda güzelliğinden şüphe eden, birçok yerinden şikayetçi olan mutsuz insanlarla daha sık karşılaşır oldum. Siz bu tarz hastalarınıza ne gibi önerilerde bulunuyorsunuz?
Malesef bu çok sık karşılaştığım bir şey. İnsanlar herhangi bir yerlerinden değil kendilerinden mutsuzlar. Beğenmedikleri şey genelde fiziksel değil içsel yani hayatı yaşama şekillerinden memnun değiller. Hayatlarını değiştirmek zor geldiğinde görünüşlerinde değişiklik yapmak istiyorlar. Klinikte yaptığım işi tam olarak bunu süzmek için yapmaya başladım işte, gerçekten fiziki bir değişikliğe ihtiyacı var mı, bunu yaptırdığında hem görsel hem içsel olarak fayda görecek mi yoksa sadece bir boşluk var ve onu alışveriş yapar gibi kendiyle uğraşarak mı doldurmaya çalışıyor. Bir insana dokunmak çok hassas bir iş, özellikle de onda kalıcı ya da yarı kalıcı değişiklikler yapmak. Biz her zaman bu hassasiyetle bakıyoruz, hastalarımıza ve danışanlarımıza. Şunu çok iyi biliyorum ki eşim bende fazla ya da kötü olacağını düşündüğü hiç bir şeyi başka birine de yapmıyor. Ben de aynı şekilde. Çünkü mutsuzluk içten gelen bir şey, dışardan eklenen herhangi bir şeyle geçmez, tam tersine mutsuz birinin kontrolsüz değişiklik yapması onu daha da mutsuz edebilir. Bu yüzden gerçekten bilinçsizce olmayacak bir işlem isteyen herkesi uygun olmayacağı konusunda ikna ediyoruz ve bazen çok basit bir cilt bakımı ile yüzünün gülmesini sağlıyoruz. İnsanlar kötü hissettikleri zamanlarda bakım yaptırınca kendilerine hak ettikleri değeri verdiklerini düşünüyorlar. Haksız da değiller, kendimize bakmıyoruz sadece güzelleşmek istiyoruz. Bu ikisi çok farklı iki şey.
Biz dokunduğumuz herkesin kendisini daha iyi hissetmesini istiyoruz, daha güzel değil, daha mutlu, daha dinlenmiş görünmelerini hedefliyoruz, çünkü zaten bakımlı ve mutlu her kadın güzeldir. Biz var olan güzelliği ortaya çıkartıp, ona hak ettiği değeri verip, görünür olmasını sağlıyoruz.

Kimlerin uğrak noktası Renee Clinic? Nasıl bir kitleye hitap ediyorsunuz?
Renee yeniden doğmak demek. Kapımız yenilenmek isteyen herkese açık. Değişmek demiyorum, çünkü her şey eskidikçe güzelleşiyor ama eskimenin de bir kuralı var, bakımlı olmak. Aynı eski eşyalar gibi, insanlarda kırık dökük görünebiliyorlar, hatta uzun bir savaştan çıkmış olabiliyorlar, hayatın kendisi bu. Biz yaşadıklarını seven, aldığı yaraları iyileştirebilen, hayatı seven ve güçlü kadınlara hitap ediyoruz.

Sosyal medyada da fazlasıyla takipçiniz var. Tarzınız ve işinizle ilgili çok beğeni görüyorsunuz. Kendi güzelliğiniz için nelere dikkat edersiniz?
Olabildiğince yeni şeyleri denemeye çalışıyorum çünkü güzellik sektörü ve teknoloji öyle hızlı gelişiyor ki. Bence güzel görünmenin birinci kuralı bakımlı bir cilt, bu yüzden cilt bakımıma çok özen gösteriyorum. Medikal cilt bakımlarının yerini hiç bir şey tutmuyor. Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum, fazla karbonhidrat ve şeker tüketmiyorum ve tabi ki çok su içiyorum. Spor salonunda spor yapmayı sevmediğim için bol bol yürüyorum ve pilates yapıyorum. Ama en önemlisi kendimi mutlu etmeye çalışıyorum, çünkü güzellik kesinlikle içten geliyor. Elimde kendime yapabileceğim o kadar çok şey var ki ama ben hep sınırda durmaya çalışıyorum, değişmeden iyi görünmeye çalışıyorum. Bence bu verebileceğim en önemli mesaj, bu kadar bu işin içinde biri olarak hala burnum kalın, göğüslerim de küçükse, güzel olmak güzel hissetmektir. Çok güzelim diyemem ama çok mutluyum diyebilirim..

IMG_6787-e1412764209177

Makyaj konusuna gelirsek çok doğal tonlar kullandığınızı görüyorum. En çok kullandığınız ve önerdiğiniz ürünler neler?
Evet genelde natürel renkleri seviyorum ve kullanıyorum. Benim için en önemlisi ten makyajı. Kadın için doğru fondöteni bulmak doğru adamı bulmak gibi. Eğer cilt temizse, duru görünüyor ise biraz maskara ve nude tonlarda bir ruj yeter bence. Takma kirpikler, yoğun allık, renkli farlar hiç bana göre değil. Kaş sağlıklı ve düzgün ise yüze ifadeyi zaten veriyor. Herkesin kendine yakışan makyajı ve yüzünde öne çıkması gereken yerini bilmesi gerekiyor bence. Makyaj yaparken gece yoğun siyah kalem ile gözlerimi, gündüz ise açık renklerde ruj ile dudaklarımı belirginleştirmeyi seviyorum. Yüzümün yüksek yerlerine, elmacık kemiklerim, burun kemiğim, ve dudak üstüme mutlaka aydınlatıcı sürüyorum, kesinlikle daha sağlıklı ve feminen duruyor.

Sürekli seyahat edip farklı yerler keşfediyorsunuz. Pozitif enerjinizle bir bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Size ilham veren yerler oluyor mu?
Yaşantımda ilham aldığım iki şey var, biri eşim diğeri seyahat etmek. Sadece bu ikisiyle besleniyorum. Dünyada sevdiğin kişi tarafından sevilmek ve yeni yerler keşfetmekten daha güzel ne olabilir bilmiyorum. Bilmediğim diller dinlemek bana kendi dilimde hikayeler yazdırıyor, nerede olursam olayım en çok insanları seyrediyorum. Her yeri en güzel insanlar anlatıyor ama nereye gidersem gideyim gerçeği hayalinden güzel tek yer evim.
Ne kadar yaşayacağım, yarın ne olacak bilmiyorum, bu yüzden sadece bugün varmış gibi yaşıyorum.. Çok geziyorum ve çok seviyorum.