TEMMUZ KAPAK KIZI: AZRA AKIN

Ekranların vazgeçilmez dizi projesi Poyraz Karayel ile ekran hayatına yeniden ‘merhaba’ diyen güzel Azra Akın ile BeStyle için biraraya geldik ve onun dillere destan olan samimiyetine yakından tanıklık ettik.

RÖPORTAJ: MELİS CENANİ – meliscenani@gmail.com                 

 

Azra Akın, 2002 dünya güzeli seçildiğinden bu yana pek çok farklı projede yer aldı. Sıklıkla ekranda gördüğümüz ve yüzüne aşina olduğumuz başarılı güzel, haliyle hep hayatımızın bir parçası gibi olma özelliğini korumayı başardı. Güzel oyuncu, ekranların en çok izlenen projelerinden biri olan Poyraz Karayel dizisinde hayat verdiği Çiğdem karakterine dair şu şekilde konuşuyor; “Çiğdem, kişiliğiyle beni etkileyen bir kız. Çok yetenekli, zeki ve mütevazı. Ayrıca işinde çok disiplinli ve başarılı. İçindeki saflığı ve iyiliği hiç kaybetmemiş, değerlerini koruyan biri”. Azra Akın deyince, insanın aklına devamlı gülümseyen, mutlu bir ifade geliyor. Haliyle canlandıracağı karakterin nihayetinin başarıya ulaşacağı hiç şüphe götürmüyor. Bugüne kadar elini attığı her işten başarılı bir sonuçla çıkmayı başaran Akın, modellikten gelen fiziki özelliklerinin avantajlarını da kariyeri boyunca doğru kullanmayı bilen nadir isimlerden oldu. Azra’nın bu yanıyla kendi jenerasyonu içerisindeki model ve oyuncu kadrosunda yer alan en başarılı isim olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

 

Kariyerinle alakalı geçen süreci düşündüğünde neler söylemek istersin?

Tek kelime ile özetlersem keşfetme. Ben çok erken yaşta başladım kariyerime ve bu güne kadar çok anlamlı, güzel bir yolculuk yaşadım. Özverinin başarı getirdiğini gördüm. İnişler, çıkışlar yaşadım en önemlisi de her tecrübemden ders aldım. Bu yolculuğumda yolumun kesiştiği herkesten bir şeyler öğrenmeye çalıştım.

sayfa_11_12

Peki kariyerinle ilgili geleceğe dair kurduğun hayaller neler?

Ben kariyerimle ilgili o kadar çok hayal kuruyorum ki (Gülüyor). Yaptığım işi ve onunla ilgili hayal kurmayı çok seviyorum, bu heyecan beni gerçek manada motive ediyor. Kendimi geliştirebileceğim, özgün olan, sınırlarımı zorlayabileceğim, kendimi bile şaşırtan projelerde yer almak istiyorum. Zorlamayı da seviyorum açıkçası, bu beni besliyor.

Kendi karakter özelliklerinde sevdiklerin ve sevmediklerin neler?

Önce sevmediklerimden başlayayım; Sanırım ben kendime karşı biraz fazla acımasız olabiliyorum, başkalarına gösterdiğim hoşgörüyü biraz da kendime gösterebilsem iyi olur diye düşünüyorum (Gülüyor). Sevdiğim özelliklerim ise; (Aslında bunu etrafımdan duyuyorum) içimdeki çocuktan bahsederler hep, yaş ne olursa olsun içimdeki çocuğu yaşatmak isterim hep. Paylaşmayı da seviyorum. Mutluluğumu derdimi, arkadaşlarımın mutluluğunu, derdini paylaşmayı seviyorum. Bir de iyi bir dinleyici olduğumu söylüyorlar.

Nasıl bir çocukluk geçirdin?

Güzel bir çocukluk yaşadım. Ama tabi ki, çocuklukta hayal kırıklıklarım da olmuştur, zaten olması gerek. Bu bizi hayata hazırlıyor.

sayfa_10

Peki şu anda çocukluk hayallerine ne kadar yakınsın?

Çok yakınım (Gülüyor).

Dinlenmek senin için ne yapmaktır?

Benim için dinlenmek; tamamen kendime zaman ayırmak, seyahat etmek, bilmediğim yerleri keşfetmek ve kendimle kalmaktır. Dinlenmek deyince aslında aklıma fiziksel bir dinlenme gelmiyor.

Çılgınlık limitin nedir?

Daha keşfetmedim.

sayfa_13

Senin İstanbul’un diyecek olsam anlatmaya nereden, nasıl başlarsın?

Vapur, simit, karper peyniri, çay, boğaz, martı, Kapalıçarsı, türk kahvesi, Boğaz da ara sıra gördüğüm yunuslar, trafik ve her zorluğa rağmen iyi ki İstanbul’dayım dedirten şehir. Bu benim İstanbul’um.

Kitap, albüm, şarkı, film, mekan konusunda favorilerin neler?

Beni en çok etkileyen kitap Kurtlarla Koşan Kadınlar. Her zaman dinlemekten zevk aldığım şarkılar Simple Minds’tan Don’t You Forget About Me, The Notorious BIG’den Sky is the Limit ve son olarak Alicia Keys’den A Woman’s Worth. Beni etkileyen film o kadar çok ki; Jean-Marc Vallé’den Cafe De Flore,  Paul Thomas Anderson’dan Boogie Nights, Nuri Bilge Ceylan’dan Bir Zamanlar Anadolu’da, Almadovar’ın filmlerinden Live Flesh ve Sergio Castellitto’dan Don’t Move. Kısa film olarak Fabio Grassadonia ve Antonio Piazza’dan Rita.

Türkiye’den ve dünyadan takip ettiğin modacı ve tasarımcılar kimler?

Modayla aram hep iyi oldu; Türkiye’den herkesi takip ediyorum ve yurtdışında aldıkları başarılarla gurur duyuyorum ki son yıllarda oldukça arttı. Yurtdışından Alexander Wang, YSL ve Cannes Film Festivali’nde kıyafetini severek taşıdığım Kaufman Franco sevdiklerim arasında ilk sırada yer alıyor.

Giyim tarzın hakkında birkaç cümle kuracak olsan bunlar ne olurdu?

Tamamen ruh halime göre giyiniyorum. Her zaman dans ederken de rahat edeceğim kıyafetler tercihim. Yerine göre renk kullanmayı seviyorum, bazen de siyah favorim.

Vazgeçemediğin takıntılı olduğun giysi ya da aksesuar var mı?

Topuklu ayakkabılarımın tümüne gönülden bağlıyım (Gülüyor). Atlet, tişört, Jean bunlar vazgeçilmezlerim. Yüzüklerim ve bazı kolyelerim de sıklıkla üzerimde taşıdığım diğer vazgeçilmez parçalarım.

Hayatta giymem dediğin bir şey var mı?

Kürk giymem.

Hem kendi, hem de karşı cins adına güzelliği nasıl tanımlarsın?

Ben güzelliği sadece dış güzellik olarak değerlendirmeye karşıyım. Benim için her insan kendi olabildiği zaman, özgün olduğu zaman, kendini sevdiği zaman güzel.

sayfa_3

Erkeklerde giyimde çekici ve itici bulduğun detaylar neler?

İtici gelen marka bağımlısı ve gösteriş tutkunu olması. Çekici gelen fit vücutta tişört ve jean.

Bir erkekte ilk olarak ne ilgini çeker?

Kendine güven, karşı tarafa verdiği güven ve mütevazılık.

Aşık olduğunu nasıl anlarsın?

Sürekli gülümsememden (Gülüyor).

Aşkı nasıl yaşarsın?

Dolu dolu.

sayfa_1-2

Şu sıralar gündeminin birinci sırasında ne var?

Şu an dizimiz tatile girdiği için tatil var. Bir ay sonra değişecek gündemim, seti de çok özlüyorum.

Senin hakkında bilmediğimiz, pek ön plana çıkmayan bir şeylerden söz edebilir misin?

Bir oturuşta 1 kg dondurma yiyebiliyorum, şaka yapmıyorum (Gülüyor). El becerisi gerektiren işleri seviyorum, mesela takı yapımı, seramik yapımı, boyaması, ahşap işleri. Resim yapıyorum ve geliştirmek en büyük hayalim.

Favori seyahat rotan diyecek olsam nasıl bir yol haritasından söz edersin?

New York, Brezilya, Küba, İspanya, İtalya, Amsterdam, Hawai.

Sporla aran nasıl?

Spor çocukluğumdan beri hayatımda aslında. Ama zaman zaman işlerimin yoğunluğundan dolayı, hiç istemediğim halde ara verdiğim zamanlar oldu. 9 ay önce yeni bir karar ve bakış açısıyla sporu tekrar hayatıma aldım. Ve sonuçlar alınca, bedenimdeki değişikliği görünce, en önemli şeyin gönülden karar vermek ve sürdürebilmek olduğunu anladım. Kendimi çok zorlamadan, zamana yayarak ve en önemlisi keyfini çıkararak bir program uyguluyorum. Bugüne kadar hep tek başıma çalışmıştım, bu sefer bir eğitmenle çalışıyorum. Cardio ve vücut ağırlığı kullanarak kas çalışması yaptım. Bunu beslenme ile de dengeledim. Bu da güzel bir tecrübe benim için; klasik bir deyiş ama emek harcamadan olmuyor (Gülüyor). Bu programla beraber sabırlı olmayı da öğreniyorum, ilk haftalar hiç beklentiye girmedim. Bir de kendimi çok zorlamadım, her gün aynı enerjide olamayabiliyor insan, o zaman olabilenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, buna odaklanıyorum. Mükemmel olmasa da en iyisini yapmaya odaklanmak, bu felsefe hayatımın başka alanlarına da geçmeye başladı. Kendime daha hoşgörülü olmaya başladım. Kendimi hem fiziksel, hem ruhen daha iyi hissetmemi sağladı bu program. Hayatımın her alanına destek oluyor spor ve beni mutlu ediyor.