Stratejist Creative Communications Agency Başkanı SEDEF SENAR

SedefSenar1

Kariyeri başarılarla dolu, çok hoş, çok şık ve çok güzel bir kadın Sedef Senar. Medya sektöründeki farklı planlamaları ve ses getiren projeleriyle markalara inovatif fikirler sunan, çok yaratıcı bir ajans başkanı.

 

Bugüne kadar kariyer planlamanızda neler yaptınız?

 

Kariyerimi köklü değişimler geçiren kurumlarda oluşturduğum için profesyonel kariyerim boyunca ‘case-study’ olarak anlatabileceğim tecrübelerim oldu. Profesyonel hikâyem, 90’lı yıllarda medya sektöründeki büyük gelişim ve ilerlemeyle başladı. Sektördeki 8 yılım boyunca, yeniden yapılanma ve köklü değişim geçirerek lider konumuna gelen Sabah ve Hürriyet dergi gruplarının, sonrasında da Radikal, Posta, Fanatik gazetelerinin pazarlama ve reklam satış faaliyetlerini yönettim. Bu dönem, sektörler arasındaki dinamikleri anlamak, farklı satış ve pazarlama yöntemlerini öğrenmek adına değerli bir deneyim oldu. Yeni milenyumla birlikte, marka yönetimine olan tutkumu beslediğim, finans, akaryakıt, kozmetik ve sağlık sektörleri gibi kariyerimin 10 yılından fazlasını geçireceğim kurumsal dünyaya geçiş yaptım. Interbank’ın reklam ve halkla ilişkilerden sorumlu bölüm müdürü olarak, bankanın kurumsaldan bireysel bankacılık konumlandırmasına geçiş sürecine ve başarılı lansman stratejileriyle bireysel bankacılık ürünlerine olan talebin artışına katkıda bulundum. Türkiye’nin ekonomik politikasında bir dönüm noktası olan özelleştirme, benim profesyonel kariyerim için de önemli bir adım oldu. Özelleştirilen ilk ve en büyük şirketlerden biri olan, sektörünün önde gelen isimlerinden Petrol Ofisi’nin kurumsal iletişim müdürü olarak, ihtiyaç duyulan algı ve itibar yönetimi ile değişim sürecindeki tüm iletişimi yönettim. Akaryakıt sektöründen kozmetik dünyasına geçiş yaparak, L’Occitane en Provence için satış ve pazarlama direktörlüğü görevini üstlendim ve markanın Türkiye lansmanını gerçekleştirdim. Daha sonra sağlık sektörüne geçiş yaparak Anadolu Sağlık Merkezi – Johns Hopkins Medicine İşbirliği’nin marka farkındalığını artırmak için pazarlama ve kurumsal iletişim stratejileri üzerine çalıştım.

 

Kendi ajansınızı ne zaman kurdunuz?

 

Medya ve değişik sektörlerde edindiğim tecrübe ile kendi işimi yapmaya karar verdiğimde, ilk olarak sektörden çok yakın arkadaşlarımın sahibi olduğu PR Ekstra için danışman ortak olarak çalıştım. 2010 yılında ise kendi ajansımı kurdum; Stratejist Creative Communications Agency. Sektöre hızlı bir giriş yaptık ve başarılı işlere imza attık. 2014 yılı sonuna doğru ise; konvansiyonel PR ve reklam hizmetlerimize, dijital pazarlama ve sosyal medya yönetimi ile Infleuncer Marketing alanlarını dâhil ettik. 2014 Aralık ayında, Influencer Marketing çalışmalarımızı gerçekleştirdiğimiz ‘Nom de Plume’ markamızı hayata geçirdik. Bu kapsamda Türkiye’nin en ses getiren, kreatif ve iyi süreç yönetimi ile yönetilen projelerini gerçekleştirdik. İletişim sektörünün daimi bir öğrencisiyim. Son 10 yıl içerisinde, sosyal medya ve influencer marketing ile birlikte, iletişim sektöründe yaşanan hızlı gelişmeleri bir düşünün. Sıradanlaşmamak ve geride kalmamak için öğrenmeye devam etmek gerekiyor. Bu nedenle her zaman şöyle söylerim; “her şeyi bildiğini düşünüyorsan bir şeyleri ıskalıyorsundur.”

 

Nasıl hizmetler veriyorsunuz, iletişimin anlamı size göre nedir?

 

360 iletişim hizmeti + (plus) influencer marketing hizmeti veriyoruz. Öncelikle hizmet verdiğimiz kurumlar ve markaların iş hedeflerini planlayıp doğru stratejilerle konumlandırarak iletişim hedeflerini tanımlıyor ve uyguluyoruz. Dijital (online), konvansiyonel (offline) diye bir ayrımımız yok ancak konvansiyonel iletişim yöntemlerini, dijital projelerimize destek vermek için değerlendiriyoruz. Gelecekteki itibar değerini tasarlayabilmek ise; ancak çok iyi planlanmış bir algı yönetimi ile mümkün. Hedeflenen tüm sosyal paydaşlara, ilgili mesajların hangi iletişim kanallarından, ne tür yöntemler ile iletilmesi gerektiğini tarif eden bir “stratejik iletişim yol haritası” üzerinden, yaratıcı içerik çözümlerimizi tüm iletişim kanallarına entegre ediyoruz.

Dijital pazarlama, dijital platformlar üzerinden algı yönetimi, sosyal medya yönetimi ve ePR / influencer marketing projeleri ağırlıklı olarak talep edilen hizmetlerimiz.

 

Müşteri portföyünüz kimlerden oluşuyor?

 

SOHO House İstanbul, L’Occitane, LifeCoWell-Being&LifeCo Shop, Bilgili Holding, Bausch + Lomb, Atasay Jewelry, Sosyal Medya Yönetimi ve ePR hizmeti verdiğimiz markalar arasında. MG International Fragrance Company ise; ajansımız kurulduğu günden beri PR hizmeti verdiğimiz markalarımızdan. Bu sene imaj reklam çalışmalarını da gerçekleştirdik. Yves Saint Laurent Beauty, Lancome, Giorgio Armani Beauty, Garnier, L’Oreal Professionnel gibi markalara, yaratıcı içerikleriyle ses getiren influencer marketing projeleri gerçekleştirdik.

Milliyet ve Vatan Gazeteleri, Demirören Medya Grubu, shopigo.com, Genesys, Kiehl’s, Clarisonic, Urban Decay, Viktor&Rolf, Syoss, Gliss, Diadermine, W İstanbul markaları da geçmiş dönemlerde reklam, PR veya sosyal medya hizmetleri verdiğimiz müşterilerimiz arasında.

 

En etkili iletişim size göre nasıl olmalıdır?

 

Yeni iletişim ekosisteminde, markalar artık hızla değişen tüketici zevklerine uyum sağlamak zorunda. Bir hikâyesi olan, toplumsal konularda duyarlı, omni-channel uygulamaları ile kusursuz müşteri deneyimi sunabilen markalar rekabette öne çıkıyor. Tüketiciye arzu ettiği içeriği üretebilen, bir değer sunabilen ve tüketicisi ile empati kurabilen markalar fark yaratıyor. Dijital trendleri yakından takip edebilen, müşterilerin tercih ettikleri içerikler ile onların istedikleri şekilde iletişim kurabilen şirketler, gelecekte sürdürülebilir niteliğini koruyacak markalara sahip olacak. Sosyal medyanın iletişim kanalları içinde hızlı yükselişi, tüketicileri aslında iletişimde “ortak içerik yaratıcı“ haline de getirmiş durumda. Bugün, online içeriklerin %80’i “user-generated content” diye adlandırılan, kullanıcıların kendi deneyimlerini aktardıkları, en değerli içerik türü. Influencer Generated Content; hedef kitleye uygun etkileyiciler ile birlikte geliştirilen içerikler de, tüketiciler ile iletişimin en etkili yöntemlerinden birisi.

 

Bugüne kadar yaptığınız işlerden unutamadığınız bir proje ya da etkinlik var mı?

 

Yakın zamanda, Eylül 2017 ayında, İstinye Park Alışveriş Merkezi’nin 10. Yıl kutlamaları için dijitalde Ece Sükan dâhil 10 infuencer ile gerçekleştirdiğimiz, #Herkes10uKonuşuyor projesi çok ses getirdi. Projenin adı gibi herkes projeyi konuştu. Geçmiş projelerden ise; Yves Saint Laurent Beauty’nin, #YSLBlackDiaryprojesi için yaptığımız etkinlikte, dünyada ilk kez bir parfüm lansmanı için bir sergi düzenledik. 72 gün boyunca, dijitalde paylaşılan içerikleri, dev kanvaslarda sergileyerek düzenlediğimiz “exhibition” ve etkinlik çok uzun süre konuşuldu. Bu projede, markanın yeni DNA’sını oluşturan, ‘’cool, genç, şehirli ve rock’’ imajını en iyi temsil edecek influencerlar ile bir araya geldik. #YSLBlackDiary etiketi altında, Instagram’da ilk 45 gün, sadece lifestyle iletişimi yapılarak etiketi bir marka hashtag’i olmaktan çıkarıp editorial bir hashtag haline getirdik. Böylece 45 günün sonunda, paylaşılan ürün yerleştirme içerikleri de, takipçide reklam kokmayan bir algı oluşturdu. Her influencerın, yaklaşık 1 dakikalık videolarını çekerek projeyi birçok medya türü ile destekledik. Bu videolar, aynı zamanda proje finalinde gerçekleştirdiğimiz etkinliğin de odak noktası oldu. Influencerların kendi networklerini de davet ettiği bu etkinlik, davetlilere unutamayacağı bir deneyim yaşattı. Bu proje farklı bakış açısına sahip online – offline entegrasyonu olma özelliğini hala koruyor bence.

 

Size göre başarılı bir ‘Influencer Marketing’ projesinin sırrı nedir?

Pazarlama dünyasının ve reklam verenlerin yeni gözdesi olan bu pazarlama aracı, yeni bir oyun alanı ve baştan sona doğru yönetilirse markalara katkısı büyük. Bu süreci en kolay ve pürüzsüz yönetmenin sırrı ise; influencer marketingin hassas dengelerini bilip strateji ve süreç yönetimi konularında güçlü bir ajans ile çalışmak. Ajansımız bu konuda, bugüne kadar sektörde en ses getiren ve vizyoner projelere imza atmış durumda. Aslında konu “strateji ve içerikte yaratıcılık” ile başlıyor. Alışkın olunan, geleneksel iletişim kanallarında izlenen yoldan tamamen farklı bir strateji gerektiren ve daha yaratıcı düşünülmesi gereken bir alan. 1 hashtag, birkaç influencer, markalara fayda sağlayan bir yaklaşım değil! Maalesef işi sadece bundan ibaret gören ajans ve markalar var. “Bu kampanya ile ne hedefliyorsunuz? Algı yönetimi mi, satış mı? Kampanyanın kreatif fikri ne? Markanızın konumlandırmasını en iyi temsil edeceğini düşündüğünüz influencerlar kimler?” gibi cevaplanması gereken birçok soru var. “İlgi çekici ve özgün bir hikâye”, ikinci önemli konu.  Dijital mecrada popüler kişiler, genellikle toplulukları ile aralarında güven inşa ederler ve aynı zamanda otorite görünürler. Ama gerçekte, takipçilerinin harekete geçmelerini sağlamak, ancak onlara markaların veya ajanslarının ilgi çekici ve özgün, onları heyecanlandıracak bir hikâye sağlayabilmesi ile olur. “Influencer seçimi” söylememe gerek yok zaten; çok çok önemli. Doğru kişileri seçtiğinizde iki taraf da kazanır. Peki, bu doğru kişiler nasıl seçilecek? Öncelikle, az takipçili influencerları görmezden gelmeyin. Az takipçili, çok iyi içerik üreten ve gerçekten etkileşim sağlayan, markaya değer katacak influencerların sayısı, gün geçtikçe artıyor. Influencerlar için öncelikle ajans veya marka olarak, siz nasıl bir içerik ve değer üretebiliyorsunuz, onu düşünün. Onların kuvvetli yönlerini bilin ve içerikleriyle sahiden ilgilenip gerçek ilişkiler kurun. Bu karşılıklı değer yaratımı, influencerların ilgisini çeker ve sizinle, markanızla duygusal bir bağ oluşması konusunda yardım eder. Her ilişki gibi bu ilişki de karşılıklı olmalı, öyle değil mi? Bu pazarlama yönteminde, çalışılan dijital mecra kanalının bir bireye ait olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Influencer marketing kavramının özü aslında bu kadar basit. Bir influencera yatırım yapmak, iki haftalık billboard kampanyasına, 30 saniyelik TV spotuna ya da iki sayfalık dergi reklamına yatırım yapmakla aynı şey değil. Mesajınızı hedef kitlenize iletmek için sadece bir kanala değil birey ve bireylere bir yatırım yapıyorsunuz. Bu pamuk ipliği hassasiyetindeki dengelerin iyi yönetilmesi gerekiyor. Yani“öde ve yayınla’’ prensibi burada işlemez! “Süreç yönetimi” bir diğer kritik konu. İş ortakları olarak belirlenen influencerlara, kreatif fikrin ve guidelineların iyi aktarılması gerekiyor. Ayrıca onlara, kendi yaratıcıklarını kullanabilecekleri bir alan da bırakmak önemli. İçeriği obsesif bir şekilde kontrol etmek, işi tamamen marka kokan bir içeriğe dönüştürüyor. Yapılan bir araştırma; influencerların %77 gibi bir oranının, kendi yaratıcılıklarını da kullanabildikleri markalar ile uzun dönemli iş yapabildiklerini belirtiyor. Markalara konu ile ilgili genel mesajım ise; influencerları ve influencerlar marketing projelerini doğru değerlendirebilmeleri… Değerli içerik üretmek, göründüğü kadar kolay değil. Belli bir takipçi kitlesi hatta bir takipçi ordusu oluşturmak ise, hiç kolay değil. Mevcut şartlar altında bir marka yöneticisinin sergileyebileceği en makul tutum, influencerların günümüzdeki gücünü kabul etmek, başarılarına hayranlık duymak ve karşılıklı yarar sağlamak için en iyi yolu bulmak. Influencer Marketing Agency markamız olan Nom de Plume için oluşturduğumuz tagline ise; ‘May the #InfluencerPoweralways be with you!’ Yani ‘etkileyicilerin gücü markanızla olsun!’ diyoruz.