Röportaj | Moda sektörüne yön veren bir girişimci LİDER POLAT

Yenilikçi, atılımcı, tekstil dünyasında söz sahibi, moda sektörüne yön veren çok başarılı bir girişimci. RUE markasıyla sektöre büyük bir ivme kazandırırken,  dünyaca ünlü markaların Türkiye üssü olarak hayranlıkla takip ettiğimiz Lider Polat; çıtasını hep yüksek tutan, bunun içinde sürekli çalışan, üreten, dünyayla sıkı ilişkiler içinde olan çok başarılı bir iş adamı.

Şu an bulunduğunuz noktada işinizi nasıl tanımlıyorsunuz, tam olarak neler yapıyorsunuz, şirketinizde hangi kollarda faaliyetler gösteriyorsunuz?

Mühendislik eğitimi aldığım İTÜ’ den mezun olduğum gün, aileden gelen müteşebbis genlerinin etkisiyle olsa gerek hedeflerimi çizmiştim. Hedeflere ulaşmadaki geçen zamanlamanın da  bilincindeydim. Tezimi Tekstil üstüne verdiğim için ve o yıllarda ihracatın parlayan yıldızı olan Tekstil sektörü benim için en doğru olanıydı. Ancak farklılık yaratmak, niş işler yapmak gerekiyordu. Yada 20 – 25 sene önceden bugünleri görerek hep ”tereciye tere satmak” gerekli diyordum. Bugün, grubumuz bünyesinde bulunan 3 şirketimizle (ikisi Türkiye, biri İtalya’da kurulu olan), Prada, Armani, Gucci Group, Alexander Mc Queen, Max Mara, Versace, Cavalli gibi markaların üretim üssüyüz. Buna paralel RUE bayan markası ile iç ve dış piyasada perakende sektöründe de yer alıyoruz.

Başarılı bir iş adamı olarak işinizi taşımayı hedeflediğiniz en üst nokta nedir?

Sadece başarılı iş adamı olarak değil her insan gibi benimde hedeflerim bitmiyor, bitmemeli de zaten. 80 yaşını geçen bir insanın bile torunuyla daha çok vakit geçirme arzusu bile bir hedeftir aslında. Ancak ben, arkadaşlarıma rakiplerin ne yaptığı ile değil, kendi yaptığımızın en iyisini yapma çabası içinde olmalıyız hedefini koydum hep. Toplum olarakta buna çok ihtiyacımız var.

Hayatım boyunca kendime koyduğum en önemli hedef başarıdır. En üst nokta neresi kestiremiyorum ancak şirketimiz Türkiye’den kendi alanında İtalya’ya en çok ihracat yapan firma ünvanına sahip ve önemli bir diğer nokta ise; yukarıda bahsi geçen birçok markanın dünyada İtalya dışındaki tek üretim üssü olmamız. Yani yazının başında, iş hayatımın ilk yıllarında koyduğum hedef gibi tereciye tere satmayı başarmışız dersem çokta abartmış olmam kanaatindeyim.

Sizin sektördeki farkınız nedir?

Bilmek, bilmediğini öğrenmek, cesaret etmek, teşebbüs etmek, inanmak, pes etmemek, risk almak ve babamın dediği gibi büyüdükçe küçülmeyi bilmek. Biz İtalyanlardan işin gustosu ile ilgili çok şey öğrendik. Halen şirketlerimizde İtalyan teknikerler çalıştırıyoruz. Ayrıca,  ArGe’ye önem veriyor ve buna ciddi yatırımlar yapıyoruz.

Yurt dışı çalışmalarınız var mı? Sektörünüzdeki son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

İtalya Modena’da bir şirketimiz var, bunu hem RUE markası için hem de diğer markaların ürün geliştirme ve üretim ve satış amacı ile grubumuzda bulunduruyoruz. 2017’de tohumunu attığımız, 2018 Ocak ayında Paris Fashion Week’te yeşerecek olan, satışı sadece Milano, Paris, New York, Tokyo, Münih ve Londra’nın en prestijli, en önemli mağazalarında gerçekleşecek olan bir erkek marka yatırımımız var. Swatsky…

Ülkemizdeki ekonomik gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkenin ekonomik gelişmesinden bahsetmek için ülkenin kendisinin bir marka olması gerekliliğine inanıyorum. Böyle olduğu takdirde kalıcı gelişmelerden bahsedebiliriz. Bunun içinde özel sektörün elinden gelen tüm çabayı sarfettiğini, kim nasıl eleştirirse eleştirsin ama son yıllarda bir tek meteor düşmediği kalan şu güzel ülkemin devletinin de en azından markalaşma adına özel sektörün yanında durduğunu ve destek verdiğini ben gözlemliyorum. Türkiye coğrafyada büyük potansiyele sahip çok önemli, çok köklü bir güç. Hep birlikte bu potansiyeli kendi lehimize pozitif yönde kullanabilmeyi başarırsak, 2030’lu yıllarda dünyada sayılı söz sahibi bir ülke ve ekonomik olarak çok güçlü bir Türkiye görüyor olacağız.

İş yemeklerinizde tercihleriniz nereler oluyor?

İş yemeklerinde genelde yurt dışı misafirlerimiz olduğu için, bizim değil onların tercihlerine önem veriyoruz. İnanın bizden çok daha iyi İstanbul’u ve yeni mekanları takip edenleri var. Ancak seçim bana kalırsa ilk tercihim hep Mikla olmuştur.

Seyahat etmeyi seviyor musunuz? Tercihlerinizi nasıl belirliyorsunuz?

Pek sevdiğim söylenemez. Ama işimle de bağlantılı olarak İtalya,Fransa ve İspanya ağırlıklı gidişlerim  oluyor. Bir de kızlarım profosyonel tenis ile uğraştıkları için fırsat buldukça Londra Wimbledon’a gidiyorum.

Marka seçimleriniz neler, nasıl bir giyim tarzınız var?

Belli bir marka takıntım olmamakla beraber, işimin gereği ürünün çizgi ve kalitesine odaklı markaları kendim için tercih ediyorum. Tarz olarak ya takım elbiseli günlerim ya da sports casual günlerim vardır. Marka tercihi olarak Prada, Zegna, Paul Smith ve Stone Island.

Aksesuar olarak ne kullanırsınız, olmazsa olmazınız nedir?

Açıkçası biz erkeklerin çok fazla aksesuar seçeneği olmamakla beraber, bence erkekte saat önemli ve benimde saat merakım var.

 

Hobileriniz var mı,neler yaparsınız?

Sıkı bir Beşiktaş taraftarıyım, mutlaka maçlara giderim. Fırsat buldukça at binmeyi ve kayak yapmayı çocukluk yıllarımdan beri sürdürüyorum.