Röportaj | ASLI JACKSON Marka Kurucusu

Dünya modasının içinde olan, yıllardır yurt dışında birçok başarıya imza atmış, sıradışı ve sofistike bir tasarımcı. Kadın girişimci olarak birçok ödülü bulunan, sosyal sorumluluk projelerinde yer alan, moda ile iç içe bir hayat tarzını belirleyen Aslı Jackson, kendi adıyla kurduğu markasıyla hem yurt içinde hem de yurt dışında harikalar yaratıyor. Doğu ile Batı’yı harmanlayarak farklı bir tarz yaratan tasarımcının, kimonoları da ayrı bir yer tutuyor.

 

Tasarım hayatın nasıl başladı, neler yaptın bugüne kadar?
Hayal kurarak kıyafetlere olan aşkımı anlatma isteği ile değiştirerek, babaannemim sandığındaki ve dolabındaki eskimeye yüz tutmuş dantelleri, kıyafetleri kesip, biçip başka yeni birer kıyafete dönüştürerek başladım. 2004’te Londra University of the Arts Güzel Sanatlar Üniversitesi Moda Tasarımı Teknolojisi bölümünden mezun oldum. Tüm hikâyemi bugün bu satırlara sığdırmam gerekirse; Londra’da eğitimimi sürdürürken, tasarımın farklı alanlarında işler yaptım. Yaratıcılığımı kullanabileceğim, deneyselliğe dayalı bir sürü şey üretmeye devam ettim. Cesaretinden ilham aldığım ve  sıradışı varoluşu ile Vivienne Westwood, konstruksüyonlarında yeni dokular, yeni formlar keşfettiğim Shelly Fox, İngiliz modasının holiganı McQueen ve korsenin muciti Lyall Hakarai ile çalışırken bu görkemli moda bilgisinin içinde kendi varoluşumu sorguladım. 2012 yılında, Time Out International “yılın en inovatif tasarımcısı” ödülünü kazandım. 2013 yılında Junier Chamber International “kültürüne sahip çıkan kadın girişimci” birincilik ödülü ile onurlandırıldım. Top Shop, Mark&Spencers ve Mudo ile işbirliği yaptım. 2014 İstanbul Bienali’nde “Imperfection” teması ile “kül gelinlik” enstalasyonu ve video gösterisi hazırladım.

Yaptığın işi nasıl tanımlıyorsun, tasarımcı ne demek sence?

Bir moda sanatçısı olarak tanımlıyorum. Kreatif direktör olarak yönlendiriyorum. Rüyaları, anıları, duyguları, müstesna tek bir giysi olacak şekilde birleştiren bir kızın öyküsü bu… Modadan ziyade eşsizlikten hoşlanan ruhları, dokunuşuyla özgür bırakan kıyafetlerin ve bir hayal gücünün öyküsü… Bir düşünce, bir ses, bir duygu, iyi bir fikir, bakış açısıdır. Görme biçimidir, sürdürülebilirliği, özgünlüğüdür. Yetenektir, düşselliği, fantazyası, kendine haslığı ile bir varoluştur.

Bugüne kadar kaç koleksiyon hazırladın? Bu yılki koleksiyonunun teması nedir?
1998’te sürdürülebilirliği, hatta dâhice bulduğum kıyafet dönüştürme sanatında bir ilk olan “Garderobe Surgery X Asli Jackson” markasını yarattım. Ekonomik imkânlar sınırlı olabilir ama yaratma gücü sınırsız, DIY modasına bir çözüm üretmek için. Londra’da Kanser Araştırma Vakfı ve British Council işbirliği ile Sustainable Fashion Week’te, “My Grandmothers Wedding Chest” yani büyükannemin çeyiz sandığını emprovize eden bir upcycled koleksiyon hazırladım. 2013 yılında Bilgi Üniversitesi’ne akademisyen olarak çağrıldım. “Psychology of Fashion”, modanın psikolojisi üzerine eğitim verdim. Öğrencilerimle birlikte ilk Dekonstrüktif-Rekonstüktif bozma ve yeniden yapılanma kıyafet mimarisi üzerine bir kapsül koleksiyon hazırladım ve İstanbul Bienali’nde sıradışı bir enstalasyon ile sergiledim. Birçok özgün ve ticari koleksiyon hazırladım. Kreatif direktör olarak varoluşum ve köklerime olan merakım, farklı kültürlerden aldığım ilhamla koleksiyonlarımın hikâyesine yön veriyorum. 2015/16 İlkbahar/Yaz “MAYA” “YA TUTARSA” Nasreddin Hoca’ya ithafen bir pret a porter koleksiyonu hazırladım. Dokumadan örmeye, Türk kumaşını ön plana çıkardığım koleksiyonda, deriyi özgün el sanatları ile harmanladım. Nasreddin Hoca, Türkiye’nin nüfus alanına giren tüm ülke ve kültürlerin kendilerine mal etmeye çalıştığı büyük kültürel değerlerimizden biridir. Fakat birçok değerimiz gibi ihmal edilmiş, gerçek kişiliği ve felsefesi hakkında yeni başlayan akademik çalışmalara rağmen, popüler kültürde yanlızca bir fıkra kahramanı olarak kalmıştır. Sembolizm, nesiller arası empatinin ve uluslararası kültür takasının en önemli araçları olmuştur. Çağımızda kültürlerin etkinliği imaj, simge, logo gibi görsel iletişimin gücüyle belirlenmektedir. Bugün dünyaya hâkim kültürler, kendi miraslarını sembolleştirerek kıyafet ve aksesuarlar üzerinde insanların zihinlerine kazınan küresel logolar haline getirmeyi başarmış kültürlerdir. Ben de tasarımcı olarak buraya vurgu yapmak istedim. 2016-17 Kış için Gaziantep kutnu kumaşını güncel beğeniye sunarak Argande ve Mudo mağazaları ile işbirliği yaptım. Son olarak 2018 Mayıs ayında, İstanbul Üniversitesi “yılın en yaratıcı moda tasarımcısı” ödülünü aldım. Beş yıldır “Kimono-Kaftan”, resort koleksiyonuma dâhil ettiğim çok yönlü eşsiz bir parça.

Senin koleksiyonun nasıl kadınları anlatıyor?
Bu sezon yenilenen “kadın”, hayatı yeniden anlamak üzere Doğu’nun yaşamı anlama felsefesi, doğanın ve renklerin iyileştirici gücü ile uyum ve ahenk içinde. Sakin ve dingin… Günümüz çağında hümanizm anlayışındaki kadın, hoşgörü anlayışı, Nietzsche’nin üstün insanı tarifindeki uçurum, farklı dünya görüşleri ve farklı dünya anlayışlarının varlığını gösteren tüm dünya kadınlarını anlatıyor.

Bu yılki koleksiyonunun belirgin özellikleri neler?
2018 İlkbahar/Yaz koleksiyonunda uzak doğu yaşam felsefesi ve sarayda sanatın kadın figürleriyle etkileşimini görüyoruz. Parizyen kadınları ve sofistike stillerine gelin birlikte göz atalım. Japonca’da giyinmek anlamına gelen bu sözcük bugün; “her zaman, her yerde” kullanabileceğiniz bir kıyafete dönüştü. Rahatlığına ve stiline güvendiğim bir kıyafet. Bu felsefe, yaşamın anlamı üzerine düşünme ve varlığın özündeki gerçeğe ulaşma yolculuğunu anlatmaktadır. Japon ruhundan kaftana uzanan bir kültür yolculuğu…

Nerelerde satılıyorsunuz, nasıl ulaşabiliriz?
Kişiye özel isteklerde, kolay ulaşılabilirliği açısından Instagram’dan direkt ulaşabilirsiniz. Satış noktaları ise: Room&Romours, İstanbul-Yalıkavak, Böcek-Moda İstanbul, Alaçatı-İzmir, Designers of Ozz London, Renkolondon, Dubai Pop-up ve Los Angeles.

Doğu felsefesi ile yaşam felsefenizi birleştirdiniz, nasıl bir yolculuk bu?
Her türlü felsefe iyidir. Uzak doğudan Ortadoğu’ya bir kültür yolculuğuna çıkmak istedim. Hayat dolu, pozitif tasarımlarla modaya farklı bir pencereden bakış açısı getirmek, yaratıcılığın dünyaya açılan kapıları arasından, farklı zevkleri, vizyonumu, moda sanatının gustolarını deneyimleyeceğiniz bir yolculuğa dair ipuçları vermek istedim.

Kumaş ve malzeme seçimlerinde neler var, hangi ürünler ağırlıkta?
Çiçek desenlerinin süslediği ipek kumaşlar, danteller, narin nakışlar ve uçuşan masalsı kimonolar, modern el sanatları ve zanaat anlayışını da bir başka seviyeye taşıyor.

Kimono seçme sebebin nedir?
Son beş yıldır kimonoyu  alternatif bir kıyafet olarak güncel beğeniye sunuyorum. Şehir gardırobundan tatil bavuluna geçiş yapmayı kolaylaştıracak çok yönlü bir kıyafet.

Bundan sonraki projeleriniz neler olacak?

Farklı bir sözcük arıyorum aslında. Türkçe’de karşılığı olmayan ancak benim hayatımda çok önemli bir yeri olan “challenge”. Hayatımda ve modanın felsefesinde kilit olarak benimsediğim bir oluş. Yepyeni fikirlerle üretmeye devam tabii. Yakında globalleşen Türk markaları ile çok farklı işbirliklerim olacak. Nasreddin Hoca gibi, diğer şehirleri ve kültürleri temsil eden ikonik karakterleri proje hayata geçiriyor olacağım. “Kültürüne Sahip Çık” hikâyeme devam etmek istiyorum. Moda haftası ve The Core katılımları olacak. Kurumsal ve kreatif danışmanlık, eş zamanlı devam ediyor. Moda tasarımcılar derneği proje komitesinde aktif yeni projelerimiz devam ediyor olacak. Takipte kalın… Misyonum Türkiye’yi, Türk modasını, kumaşını tanıtmak… Kültürleri, her şehrin ayrıcalığını, bilindik imgelerden birine dönüştürmeyi hedefliyorum. Nasreddin gibi figür yalnızca bir desen değil, kendinde özgün bir mizah ve felsefeyi cisimleştirmiş bir insanın hikâyesini taşımaktadır. Bu farklı öğeleri tasarlarken, bu güçlü kültürel mirastan azami ölçüde faydalanıyorum. Bugün ve gelecekte yeni nesillere ilham verebilirim umarım. Namaste…