RenaIssance İzmir Hotel ve Başarılı Genel Müdürü “George Assaf”

Renaissance İzmir Hotel’in yılbaşı partisinde George Assaf ve zarif eşi Lubna ile tanışma fırsatım olmuştu. Lübnanlı olmaları beni bir hayli mutlu etti. Aynı dili konuşmak ve aynı tadları sevmek kendimi onlara çok yakın hissetmeme neden oldu. Onlar kadar tatlı oğulları ile adaş olduğumuzu bilmek harika bir tesadüftü. 

Bu keyifli röportaj için bana zaman ayırdığı için George Assaf ve ekibine sonsuz teşekkürler…

Nur Khasawneh Çitköylü

Öncelikle ülkemize ve güzel İzmir’imize hoş geldiniz diyerek başlamak istiyorum sohbetimize. Kendinizi bize tanıtır mısınız George Assaf kimdir?

Sıcak karşılamanız için teşekkür ederim, güzel İzmir’de olmaktan inanın ben de çok mutluyum. Aslen Lübnanlıyım ve hayatımın çoğunu kültürel, tarihsel, damak tadı ve insanları gibi bir çok yönden İzmir’e benzeyen Beyrut’ta yaşayarak geçirdim. Lubna Shehadeh ile evliyim ve 6 yaşında Nour adında bir oğlumuz var. 22 senedir turizm sektöründe çalışıyorum ve mesleğim konusunda gerçekten tutkulu olduğumu söyleyebilirim… Değişik tatları, müziği, doğayı, sanatı ve yeni yerler keşfetmeyi çok seviyorum, bu işimin de bir parçası.Tartışmasız, İzmir bu konuda sınırsız imkanlara sahip.

 

Dünyaca ünlü konaklama zinciri Mariott International ile yollarınız nasıl kesişti?

1992 yılında turizm sektöründe eğitim almaya başladım ve 1995 yılında da Otel İşletmeciliği bölümünü bitirdim. Mutfak, bar, kat hizmetleri ve diğer departmanlarda görev aldım. 1996 yılında Beyrut Marriott’da çalışmaya başladım ve gururla belirtmek isterim ki, Beyrut, Amsterdam, Paris, Ankara ve Izmir’de görev almakla birlikte, 18 yıldır Marriott International ailesindeyim. Eylül 2012’de, yeni hazinemiz Renaissance Izmir Hotel’i açmak üzere Izmir’e geldim. Otelimiz, 1 Eylül 2013 tarihinde, 110 odası, biri terasta olmak üzere iki restoranı ve spası ile hizmet vermeye başladı.

 

Marriott International sizce neden Izmir’e yatırım yapmak istedi?

Marriott International, Türkiye’de büyüme konusunda iddialı ve Izmir’in de gerçek bir potansiyele sahip olduğuna inanıyor.  Mottosu ‘Nereye ve neden seyahat ediyor olursanız olun, keşfedilmeyi bekleyen bir şey hep vardır.’ olan Renaissance Hotels, Marriott’un yüksek kalite ‘lifestyle’otel markasıdır. Renaissance Hotels, hem otelin içinde hem de bulunduğu şehirde misafirini her fırsatta keşfetmeye, yaşadığı anın keyfini çıkarmaya teşvik eder. Izmir, kendine has yaşayış tarzı, olaylara yaklaşımı ve hissiyatı olan bir şehir. Aynı zamanda tarihi ve kültürel zenginliği, harika iklimi ve doğası, lezziz yöresel tatları, 40 dakikalık uzaklıktaki plajları, limanları ile Avrupa’nın önemli şehirlerden biri. Bu anlamda, zengin yapısıyla Izmir, Renaissance için biçilmiş kaftan. Renaissance olarak, seyahatinizin esas amacı ne olursa olsun sizin amacınızın, bulunduğunuz yerden keyif almak, o şehri tam manasıyla yaşamak ve gizli kalmış hazinelerini keşfetmek olması gerektiğine inanıyoruz. Bu inançla inşa edilen, Renaissance Izmir Hotel, gerek banyolarında hamam keyfini yaşatan ‘kurna’nın bulunduğu odaları olsun, gerek misafirlerimizi nostaljik bir geziye çıkaran eski İzmir fotoğraflarının bulunduğu yatak başları olsun, gerekse İzmir’in her köşesini bilen ve bu doğrultuda kişiye özel concierge hizmeti veren ‘Navigator’ olsun, seyahatinizin her anını hatırlanacak deneyimlerle, gizli kalmış ‘hazinelerin’ keşifleri ile donatarak hizmet veriyor.

 

Birçok ülkede çalışmalarınız oldu. Peki ya Türkiye pazarını diğer ülkelere nazaran nasıl buluyorsunuz?

Ekonomik durumun gerilemesi durumunda bile Türkiye pazarı, son birkaç yıldır önemli bir büyüme gösterdi, ve umarım bu şekilde de devam eder.

 

Turizm sektörü ile ilgili 21.yüzyıla gelmiş olmamıza rağmen ne gibi eksiklerimiz var sizce?

Turizm sektörü hızla gelişiyor ve artık daha çok insan seyahat ediyor, özellikle de yeniyi keşfetmekten keyif alan, işi ve keyfi bir arada götüren X ve Y jenerasyonları. Bir çok ülke için vize konusu hala sıkıntı teşkil ediyor. Türkiye’de ise ortalama fiyatlar komşu ülkelere göre çok düşük kalıyor ve bu rekabet etmemizi engelliyor.

 

Sanal ortamın aktifleşmesi ile otel sektörüne on-line otel satışlarında ne gibi bir artış sağladı?

Öncelikle belirtmek isterim ki, hızlı internet ve akıllı telefonlar hayatımızın vazgeçilmez birer parçası oldular ve misafirlerimiz otelin her alanında hızlı internet hizmeti bekliyorlar; bağlantıda kalmak için bu şart. On-line satışlarda elbette çok büyük bir artış var. Rezervasyonlarımızın çoğu on-line geliyor. Türkiye’de henüz oteli arayıp da rezervasyon yapmak daha yaygın, ama inanıyorum ki bu zamanla değişecektir.

 

Başarılı, bilinirliği yüksek ve aktif bir otel olmak için nelere dikkat edilmesi gerek?

Tabii ki öncelikle, elinizdeki ürünün harika olması gerekir. Üst düzey hizmet standartlarıyla ürün desteklenirse, içerisinde bulunduğunuz pazarı tam manasıyla analiz eder, günün gerektirdiği şekilde kendinizi yenilerseniz, cazip ve anlaşılır konseptlerle hareket eder, bunları canlı tutabilirseniz ve tabii ki tüm bunları hayata geçirecek, eksiksiz hizmet veren harika bir takım yaratabilirseniz başarı kaçınılmazdır. Arkanızda başarılı bir zincirin olması da çok önemli bir ayrıntı. Renaissance, değerleri, özel programları olan, keşfetme ruhuna inanan hayat dolu bir marka. Renaissance ruhunu diğer markalardan farklı kılan, yaratıcılığa, orjinalliğe, ifade özgürlüğüne verdiği değer, bu anlamda da hayatı olağandan farklı, gün be gün değerlendirerek yaşamaya inanması ve bu yönde hizmet vermesidir.

 

Sizce bir otelin olmazsa olmazı nedir?

Bir otelin olmazsa olmazı, markayı içselleştirmiş, fark yaratan çalışanlarıdır. Renaissance Hotels için çalışanları markayı ayakta tutan, onu müşteriye sunan ‘elçiler’dir, ve inanın elçilerimiz de misafirlerimiz kadar değerlidir.

 

Renaissance İzmir Hotel’in ileriki yıllar için hedefledikleri nelerdir?

Hedefimiz İzmir’in en  iyi butik iş oteli ve bulunmaktan keyif alınan en hit mekanı olmaktır.