Portre: BERNA UÇKUN ATAMAN

IMG_9356b

 

Tarz sahibi, çok güzel, stili ile göz kamaştıran, çok çalışkan veçok yaratıcı bir kadın Berna Uçkun Ataman. İki yıl önce kendi ruhunu anlatan, içinden geldiği gibi,dededen kalma mesleğini devam ettirme kararı aldı ve rahat, cool, şık, asil ve çok güzel sandaletler üretmeye başladı. Yaz bitmeden “ayakizi” sandaletler sizi bekliyor.

 

 

Tasarım dünyasına nasıl adım attınız, eğitiminizi nasıl tamamladınız?

 

Her kız çocuğu gibi ben de bebeklerime elbiseler keser, biçer, dikerdim. Dedem ve babamın ayakkabıcı olmasından kaynaklı bir üretim atölyemiz vardı ve nadirde olsa babamı ziyarete gittiğimde oradan küçük deri parçaları toplar eve getirir, onlardan kendime çantalar yapardım. Aslında üniversite eğitimimi bu alanda aldım; Moda Aksesuar Tasarımı olarak. Ama kendime tasarımcı demek için henüz erken olduğunu düşünüyorum. Zira markam Ayakizi, henüz çok yolun başında ikinci yazını geçiriyor.

 

Bugüne kadar kariyeriniz ile ilgili neler yaptınız?

Üniversite döneminde İzmir’de başlayan mankenlik hayatım İstanbul’a taşındı. Bir süre çok keyifle yaptığım mankenlik sonrası artık başka üretimler yapmam gerektiğini düşünüp önce mağaza yöneticiliği ardından da uzun süre spor merkezi yöneticiliği yaptım. Çok birbiriyle alakasız sektörler gibi görünse de herbirinin bana katmış olduğu tecrübe ve bilgi hayatımın şu döneminde bile gayet güncel ve kullanılabilir durumda.

 

Markanızın ismini nasıl belirlediniz?

Markamın adı Ayakizi… Bence dedesinin ve babasının izinden devam eden bir girişimci, mitolojiden bu yana tarihte iz bırakmış tanrıçalardan ilham alan bir parça ve kadınların gücünü temsil eden bir marka için daha uygun bir isim olamazdı.

 

Tasarımlarınızı yaparken en çok nelerden etkileniyorsunuz, hangi materyalleri kullanıyorsunuz?

 

Sandaletin tarihçesi mitolojiye kadar dayanıyor. Roma, Mısır ve Yunan mitolojisinin resmedildiği her yerde sandaleti görürüz. Afrodit, Hera, Athena gibi tüm tanrıçalar sandaletli görselleriyle hafızalarımızda yer etmiştir. Benim de ilham kaynağım bu oldu. Bir tanrıça kadar güçlü kadınların kendini ifade edebilme aracı olarak sandaletlerini kullanmalarını, güçlü adımları ile bastıkları yerlerde ayakizlerinibırakmalarını hayal ettim. Bunun için de doğallıktan kopmadan, hiçbir aksesuar ve süslemeye ihtiyaç duymadan modelin kendisinin gücüne güvenerek yaratıyorum modellerimi.

 

Koleksiyonunuzda en belirgin çizginiz nedir?

 

Less is more, yani az çoktur. Sadelik en keskin çizgim. Dede ve baba mesleği olunca işin tecrübe kısmı çok kuvvetli bende. Çünkü bir ayakkabının modeli kadar malzeme ve daha da önemlisi kalıp doğruluğunun en önemli kriter olduğunun farkındayım. Kullandığım deri kalitesi ve rahatlığı en ayırt edici özelliğim olacak buna inanıyorum.

 

Bu sezon nasıl bir koleksiyon hazırladınız?

Kendim giymeyeceğim hiçbir şey üretmiyorum. Markamın çıkış noktası tamamen şahsi kullanımıma hizmet aslına bakarsanız. İstediğim gibisini bulamamak. Son derece sade ve yalın bir tarzım vardır. Ama sade bir stil ile silik bir stil arasında çok ince bir çizgi var. Sandaleti, sade stilin çok karakterli bir tamamlayıcısı olarak görüyorum. Düz bir şort t-shirtkombinini bir anda çok cool bir havaya sokabilir. Bu kadar güçlü bir parçanın da hiçbir süs ve detaya ihtiyacı yoktur. Bu sebeple her sezon koleksiyonum aynı kalite ve renkte deriden oluşuyor ve öylede kalacak. Acı kahverengi, deriye de sandalete de çok yakışıyor bence. Üstelik kullanmış olduğum deri tamamen doğal olduğundan herhangi bir boyama işlemi ile doğal ahengini ve estetiğini bozmaya gerek duymadım. Bu sebeple tüm sandaletlerim acı kahve yüzde yüz deri ve köseleden, tamamen el yapımı olarak üretiliyor. Bu kriterlere uygun siyah bir deri bulabilirsem ilerleyen sezonlarda en çok tercih edilen modelimin siyah yorumunu koleksiyona eklemeyi düşünüyorum.

IMG_8873b

 

 Sizce bir gardıropta olması gereken en önemli 3 parça nedir?

 

Her tarz kıyafete uygun beyaz bir gömlek, t-shirt, triko gibi üstler, spor ayakkabıyla spor, topukluyla şık olabilen bir jean ve tabii ki hem şortlarla hem de tiril tiril elbiselerle rahatça giyilebilecek bir sandalet.

 

Bundan sonrası için düşündüğünüz projeleriniz neler?

 

Ayakizi, Alaçatı Sandaleti olarak çıkış yaptı fakat Türkiye’nin pek çok noktasından sosyal medya aracılığı ileonlineolarak almak isteyenler var. Önce istiyorum ki kalıp, numara, modeller iyice otursun, herkes kendine yakışan modeli ve numarasını biliyor olsun. Bu yüzden satış noktalarımı arttırmak öncelikli hedefim. Bu yönde yurtdışı görüşmelerim de var. En büyük projem Ayakizi’niherkesin bildiği ve kullandığı bir marka yapmak.

 

Güzellik sırlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

 

Düzenli spor yapıyorum özel bir eğitmen eşliğinde. Yediklerime dikkat ediyorum. Vücut bronzluğunu ne kadar sevsem de cildim maalesef lekeye yatkın bir cilt, bu sebeple yaz kış güneş koruyucusuz dışarı çıkmıyorum. Tüm cilt bakımlarımı da bu yöndeki tedavi yöntemlerinden seçiyorum. 15 yıldır aynı kuaföre gidiyorum. Saçımın rengi ve kesimi benimle özdeşleşti diyebilirim. Önemli bir yere gitmiyorsam allık dışında makyaj da pek yapmıyorum. Sadelik hayatımın gerçekten her alanında. Kağıtüzerinde herşey çok olması gerektiği gibi görünse de en büyük eksiğim çok fazla su içmemek. Ama bence en büyük güzellik sırrı ne biliyor musunuz, mutlu ve huzurlu olmak.

Mukaddes Kaya Güney