MYC PARTNERS YÖNETİM KURULU BAŞKANI DR. MURAT AKDOĞAN

Dr. Murat Akdoğan

İşine âşık, kendini çok iyi yetiştirmiş, sektöre yenilikler kazandıran, yardımsever, müthiş işlerin temsilcisi bir işadamı. Her zaman çok fit ve çok şık. Farklı tarzını, inavotif fikirleriyle hayata geçirerek özellikle sağlık sektöründe başarılı girişimlere imza atan Murat Akdoğan; sağlık, sigorta ve inşaat alanında harikalar yaratan bir şirketi yönetiyor.

Şu an bulunduğunuz noktada işinizi nasıl tanımlıyorsunuz, şirketinizde hangi kollarda faaliyetler gösteriyorsunuz?

Şu anda, değişik dört ana sektörde faaliyet yürütüyoruz ve bu şirketlerin de yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum. Bunlardan bir tanesi Ethica Sağlık Grubu; burada bir genel hastane, üç tane de estetik cerrahi hastanesi var. Bulgaristan’da ise, yeni bir estetik cerrahi hastanesi açma yolunda ilerliyoruz. Şu an yatırım çalışmaya başladı, o kendi içerisinde devam edecek ve dünyaya Estetica markası yayılacak. Bunun dışında Ethica Sigorta var. Ethica Sigorta da, bir yıl üç ay önce kuruldu ve daha kurulalı bir buçuk yıl olmadan çok büyük başarı gösterdi. Burada ise, bizim ortağımız ve CEO’muz Celal Ererdi var. Yine o şirketin de, yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum. Bunun dışında inşaat kısmımız var. Myc İnşaat’ın da yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum. Myc İnşaat; bizim iş merkezimizi, Ataşehir WBC iş merkezini yaptı. Ve bu iş merkezi Hürriyet Gazetesi’nin yarışmasından Premium proje seçildi. Bodrum’daki projemiz, 74 tane villadan oluşan bir projeydi. O proje de, dünya ikincisi oldu ve şu anda konutlar tamamen tamamlandı. Otelin bu sene açılışını yaptık ve bunula ilgili bir sürprizimiz daha var. O da, Aralık ayında belli olacak. Dolayısıyla Bodrum’da çok özel, dünya ikincisi bir projeyi hayata geçirmiş olmuş. Turizm kısmında, otelin yönetiminde Lux* ile beraberiz. Bize ait bir otel olmasına rağmen Lux* otel grubu ile ortak. Bunun dışında Marmara Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyorum; son sınıf ve yüksek lisanslara ders veriyorum. Yaklaşık 24 sene olmuş.

 Başarılı bir işadamı olarak, işinizi taşımayı hedeflediğiniz en üst nokta nedir?

Bizim hedeflediğimiz tek şey var; o da başarı. Para veya kâr ile yola çıkmıyoruz. Başarı kriterimiz ise; kolay ulaşılabilir hedefler değil, zor ama imkânsız olmayan hedefler koyuyoruz. Bu hedeflere, işimizin gereğini yaparak ulaşmaya çalışıyoruz. Yani bugün ilk yaptığımız iş merkezi Premium proje seçiliyorsa, ilk konut ve otel projemiz dünya ikincisi oluyorsa; bir şeyleri başarı odaklı yürüttüğünüzde o da size başka şeyler veriyor demektir. Kârlılığınızı, itibarınızı artırıyor, sürdürülebilirliği yakalıyorsunuz. Ethica Sigorta yine öyle; çok başarılı ortaklıkla çok başarılı sonuçlar aldık. “Bu kadar yatırımı, bu kadar zamanda geri alırız” değil, farklı olmak, farklı iş modelleri ile sıradışı durumları yakalayıp başarılı olmak; asıl felsefemiz bu. Tabii bazı misyonlar edinmiş durumdayız. Örneğin; sağlıkta, modern tıp ile geleneksel tıbbı ortak noktalarda yakalayarak “birlikte nasıl değerlendiririz” projesini yürütüyoruz.

 Sizin sektördeki farkınız nedir?

Geleneksel tıp ile ilgili çok ciddi adımlarımız var. Kadromuz ile de bu konuda hazırdık. Şimdi bu konuda, dünya çapında çok iddialı bir şekilde ilerleyeceğiz. Çünkü Türkiye’de olan, komşularımızda olan geleneksel tıp ile ilgili en doğru uygulamaları alıp bunun uygularken, modern tıbbın da birlikte hareket etmesini ve kesişim noktalarını bulmayı sağlayarak özellikle şeker, kolesterol, tansiyon, glokom gibi modern tıp ile baskılanan kronik hastalıkları da geleneksel tıp ile şifaya kavuşturacağız. Ortak hareket etmelerini sağlayacağız. Ethica İncirli Hastanesi bu açıdan, modern ve geleneksel tıbbın da kesişme noktalarını oluşturacak. Böylece topluma da fayda sağlama misyonumuzu da gerçekleştireceğiz.

Yurtdışı çalışmalarınız var mı? Sektörünüzdeki son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yurtdışında, estetik ve plastik cerrahi hastanesi var. Şu anda, Almanya için hazırlıklarımızı yürütüyoruz. Orada da, bir estetik ve plastik cerrahi hastanesi kurma yolunda çalışmalarımız var. Sektörün diğer alanlarındaki çalışmaları ise zaman gösterecek. Yani sigortacılık, turizm, konut gibi alanlarda biraz zaman lazım bize.

Sağlık ve estetik sizin için ne anlama geliyor?

Sağlıklı olmak; herkesin önce Allah’tan, sonra birbiri için dilediği bir şey. Sağlık ve güzelliği, birbirimize hep dileriz. Dolayısıyla bizim için, bu bir topluma yararlı olma aracı. Ben çok ciddi hastalıklar yaşadığım için bunun değerini çok iyi bilirim. 1994 senesinde, beyin enfeksiyonu geçirdiğimde; dünyada o hastalıkla 14 kişi tespit edilmiş, bunun 13’ü ölmüş, yani yaşamayı başaran tek kişi ben olmuştum. Burada ticaretten çok, faydalı olmayı misyon edinmiş durumdayım. O yüzden yenilikleri, farklılıkları da kazandırma derdindeyiz. Akdoğan Sağlık ve Eğitim Vakfı adında bir vakfımız var. Hastanenin tüm gelirleri, o vakfa gidiyor. Devlet himayesinde yaşayan ve 18 yaşında bu himayeden çıkan kız çocuklarının hayatlarını, garanti altına alan çalışmalar yürütüyoruz.

İş yemeklerinizde tercihleriniz nereler oluyor?

Aslında tüm toplantılarımı, işyerlerinde tercih ediyorum. Yemek saatinde de, işyerindeki yemekleri tercih ediyorum. Ama birkaç nokta var; Papermoon, Sunset, Da Mario, İskele Balık Rumelihisarı.

Seyahat etmeyi seviyor musunuz, tercihlerinizi nasıl belirliyorsunuz?

Kısa süreli olursa, seyahat etmeyi seviyorum. Uzun süreli seyahatleri hiçbir şekilde sevmiyorum. 2-3 gün, maksimum 4 günlük seyahatler benim için ideal. Ne kadar uzak olursa olsun, bu şekilde oluyor. Hemen hemen dünyanın her yerinde güzel yerler bulabiliyoruz ama en çok neresi derseniz; İtalya’yı çok severim. İtalya’nın pek çok şehrini dolaşmış biri olarak çok severim. Dolayısıyla hep İtalya vardır turlarımız içinde, yine önümüzdeki hafta İtalya’da olacağız. Japonya, hiç gitmediğim ve görmek istediğim bir yer. Kamboçya, Vietnam; buraları da görmedim. Ama yemek kültürlerinden dolayı biraz çekiniyorum. Kısa süreli kaldığım için iyi yemekler olmalı. Sadece gördüğüm yerler değil, bunlar da benim için önemli.

Marka seçimleriniz neler, nasıl bir giyim tarzınız var?

Hafta içi, mesai zamanı mutlaka takım elbise giyiyorum. Renk, mutlaka tenime uygun olmalı. Mesela kahverengi tonlarını hiç kullanmam, daha çok lacivert, gri ve siyah kullanırım. Onun dışında, boyum uzun olduğu için biraz daha slim tarzı tercih ediyorum. Markalara gelecek olursak; gömlekleri Milimetric’te yaptırmayı tercih ediyorum. Takımların hemen hemen hepsini, yurtdışından alıyorum. Milano’da, benim fiziğime uygun olan 4-5 marka var. Tom Ford, Brioni, Cesar Antioni önceliğimdir. Bu markaların, tarz ve kumaşlarını seviyorum. Ayakkabı ve kemer de benim için önemli.

Aksesuar olarak ne kullanırsınız, olmazsa olmazınız nedir?

Galiba, en fazla aksesuar kullanan erkeklerden biriyim. Mutlaka kol düğmesi kullanırım. Gömleklerim cepsiz ve kol düğmeli olmalı. Mutlaka bileklik olmalı; bileklik, kol düğmesi, saat ve kemer tokası birbirine uymalı. Hafta sonları biraz daha smart-casual oluyorum, cumartesi bir şekilde işyerlerine gidiyorum. Bu sebeple ne çok sporum ne de çok klasiğim. Pazarları ise; tamamen spor ve rahat kıyafetler.

Hobileriniz var mı?

Önceden motosiklete çok ilgim vardı, çok fazla motosikletim oldu. Ama son zamanlarda o kadar fazla kaza ve olay gördüm ki; korktum. Son motosikletimi de 1-2 ay önce sattım. Denizi ve tekneciliği seviyorum. Motor teknem var, onunla uğraşıyorum. Özellikle otelden beri bitkilerle çok ilgilenmeye başladım. Türleri ve yetiştirilmesi çok ilgimi çekmeye başladı. Galiba bu da, zamanla hobim olacak.