MEDİKAL ESTETİKTEKİ YENİLİKLER

Bu ay konumuz; medikal estetikteki son yenilikler. Bu yazıda; doğru tedavi seçimi ile birlikte medikal estetik alanındaki teknolojik gelişmeler ve uygulamalar sonucunda değişim sürecimizin doğal bir görünümle olması mümkün müdür sorusuna odaklanıyoruz. Dolgu uygulamalarındaki son gelişmeler  bize bu imkanı sunuyor. Gelin bu uygulamalara daha yakından bakalım.

Hastalar  genellikle,  çeşitli mecralardan okuyarak ya da kulaktan dolma bilgilerle bir takım tedavi yöntemlerini talep ederek gelirler. Önemli olan ise, seçtikleri gerçekten kendilerine uygun bir tedavi mi? Bu noktada doktorunuz size  uzun zaman ayırıp dinleyerek, nasıl sonuçlar elde etmek istediğinizi anlayarak ve tabii ki gerçek ihtiyaçlarının ne olduğunu tespit ederek tedaviye başlamalı.

 

SON TREND: DEĞİŞMEDEN DOĞAL GENÇLEŞME

Medikal estetik alanında son yıllarda sahip olduğumuz teknolojiler ve uygulama şekilleri kişiyi değiştirmeden gençleştirebilme imkanı sunuyor. Örneğin; daha önceden gözaltı tedavilerinde bugünkü kadar başarılı olunamıyordu. Her bölgede başarılı olan dolgu malzemelerine sahip değildik. Oysa günümüzde  dolgu malzemeleri oldukça gelişti. Geçtiğimiz yıllarda daha az tercih ettiğimiz  alanlar arasında olan göz çevresi  sık uygulama yaptığımız alanlar arasına girdi. Alt göz kapağında  ışık dolguları ile aydınlık bir görüntü de elde edebiliyoruz, böylece göz altı morluğu sorununu da gidermiş oluyoruz.  Ayrıca cildin kalitesini arttırıcı tedavileri  ekleyerek ki bunlar cildi geren ve nem veren tedavilerdir, dolgu uygulamalarının doğal ve çok daha başarılı olmasını sağlıyoruz. Ben tedavi protokollerime sıklıkla dolgu ve botox uygulamalarının yanına cilt yenileme tedavilerini  eklerim. Gergin, parlak, kaliteli bir  cilde yapılan dolgu uygulaması daha iyi  görünecektir.

 

Erkeklerle İlgili Yenilikler

Estetik  alanında,  erkeklerin en büyük endişesi değişmek ve farklı olmak. Son yıllarda gelişen teknolojiler ve uygulama şekilleri erkeklerin de korkmadan medikal estetik uygulamalarını tercih etmelerine neden oluyor. Dolayısıyla en az kadınlar kadar iyi görünmek ve genç kalmak isteyen erkekler de  bu konuya ilgi gösteriyorlar. Son yıllarda   katıldığım tüm kongrelerde ve eğitimlerde erkek yüzüne yaptığımız uygulama teknikleri değişti ve gelişti. Daha erkeksi yani hatları belirgin (yüz ve vücut) görünümü üzerine yoğunlaştık. Bu yüzden erkekler feminen görünme endişesine kapılmıyorlar. Günümüzde erkek botoxu ve erkek dolgusunda uygulama   noktaları farklı.

 

DOLGU UYGULAMALARINDAKİ SON GELİŞMELER

 Aslında yüzümüzün her bölgesi farklı yoğunlukta dolguya ihtiyaç duyuyor. Örneğin dudakta iyi ve doğal görünüm sağlayan dolgu yanak bölgesinde istenilen sonucu vermeyebilir. Günümüzde dolgu teknolojisinin gelişmesi ve çeşitlenmesi ile artık yüzümüzün her bölgesine uygun, farklı formülize edilmiş dolgular uyguluyoruz.

Her Bölge İçin  Ayrı Dolgu

 

  • Yeni kuşak dolgular; cildi yenileyip germe özelliğine sahip. Yüz şekillendirme amacı ile yaptığımız dolgular aynı zamanda yüzdeki deformasyonu giderip yukarı doğru kaldırma görevi de görüyor. Bu dolgular oldukça yumuşak ve doğal sonuç veriyor.

 

  • Dolgular günümüzde sadece kırışıklıklar için de kullanılabiliyor. Boyun bölgesinde, dudak çevresinde oluşan çizgileri yok edebiliyoruz. Hatta bazı hastalarım el sırtındaki cilt yaşlanmasından da rahatsız. Yeni kuşak dolgularla yapılan uygulama sonrası, damarlı ve kemikli görünüm azalıyor, cilt daha nemli ve genç görünüyor.

 

  • “90’lı yıllardan bu yana kırışıklıkları ve kıvrımları gidermek üzere pek çok madde dolgu amacıyla kullanıldı. Bu ürünlerin birçoğu hayvanlardan elde edilen kolajen, hyaluronik asit gibi yan ürünlerdi. Ancak bunların hayvansal kaynaklı olmaları bazı yan etkileri ve kullanım zorluklarını da beraberinde getiriyordu, alerji yapma olasılıkları çok yüksekti. Önceden test yaparak deri altına veriliyorlardı, alerji yapmazlarsa kullanılıyorlardı.

 

  • 2000’li yıllara gelindiğinde önemli bir gelişme elde edildi. İnsan vücudunda da doğal yolla bulunan hyaluronik asit diğer sentetik maddelerin arasından yükselerek güvenilir bir ürün olarak ön plana çıktı. Üstelik bu maddeyi bakterilerin sentezlemesi sağlanıyor, elde edilen madde bakterilerin atıklarından arındırılıyordu. Sonra bu madde birtakım kimyasal ajanlarla güçlendirilip deri altına enjekte edilecek bir jel haline getiriliyordu. Bu tür ürünler oldukça güvenilir biçimde yıllarca kullanıldılar.

 

  • 2010’lu yıllara gelindiğinde daha da önemli bir gelişme kaydedildi; hyaluronik asidin daha da saf, toksinlerden arındırılmış bir hale getirilmesi için çalışılırken Bacillus Subtillis adlı probiyotik özellikli bir bakteriden yararlanarak hyaluronik asit üretilmesi gündeme geldi. Bu bakteri o ana dek kullanılan bakterilerden çok daha güvenilirdi, her şeyden önce insan vücuduna dost, dengeleyici bir bakteriydi. Fakat yine de eski yöntemde olduğu gibi bu yöntemle elde edilen hyaluronik asidin de fizikokimyasal dayanıklılığa ulaşması için bir süreçten geçmesi gerekiyordu. Bu amaçla her zaman kullanılan kimyasallardan binlerce kat daha güvenli başka bir kimyasal polimerle -ki bu da uzun yıllardır bilinen bir polimerdi- güçlendirilen bu ürün kırışıklıkları doldurmak üzere bir jel haline getirildi

Böylece organik dolgu kavramı gelişti, bu dolguların birçok avantajı var;

*Öncelikle bu yeni ürün vücut tarafından yabancı bir ürün olarak algılanmıyor; yani bu ürüne yönelik alerjik yakınmalar veya şişme, kızarıklık gibi yan etkiler son derece azalıyor.

*İkinci önemli avantaj, bu yeni dolgu ürünü vücut tarafından yabancı karşılanmadığı için deride daha uzun süre kalıyor, böylece estetik olarak elde edilen düzeltici etki daha uzun sürüyor.

*Üçüncü avantajı, bu ürün etkisini yitirdiğinde vücuttan tamamen atılıyor, hem de hiçbir toksik atık bırakmadan. Bu nedenle enjekte edilen miktarlar istendiğinde güvenli biçimde artırılabiliyor.

 

DİĞER BİR YENİLİK KÖK HÜCRE

‘HİÇ YAŞLANMAYAN CİLT’ HAYAL DEĞİL

 Bugün için kök hücre teknolojisinde bilgimiz hiç de az değil. Ancak günümüzde estetik uygulamalarda kök hücre kullanma iznine sahip değiliz. Burada bahsettiğim PRP, saç aşısı ya da fibroblast gibi yöntemler değil. Özellikle bu konuyu açıklamak istiyorum. Çünkü basında sanki bu tedaviler kök hücre tedavisiymiş gibi anlatılıyor. Oysa gerçek kök hücre kullanımında hasarlı veya hasta dokuyu tamamen yenileyebiliyoruz. Gelecekte bu izne sahip olursak hiç yaşlanmayan ciltlerimiz olur.

İşte tüm bu yenilikler sizin hizmetinizde, estetik sektörü her geçen yıl daha doğal ve iyi sonuçlar elde etmenin peşinde .