GENÇ VE BAŞARILI : SERCAN BADUR

Güllerin Savaşı dizisinde rol alan genç oyuncu Sercan Badur, üstesinden başarıyla kalktığı Cihan karakterine ve hayata dair birbirinden samimi cevaplar verdi.

RÖPORTAJ: MELİS CENANİ (meliscenani@gmail.com)

Oyunculuk maceran nasıl başladı?
İçimdeki oyunculuk isteği kendimi bildim bileli vardı ama ikiz kardeşimle üniversite sınavında aynı puanı almak bu isteğimin üzerine gitmeme neden oldu ve tiyatro sınavlarına hazırlandım.Mimar Sinan Üniversitesi’ni kazandım ve maceram bu şekilde başladı.Oyunculuk benim için uçsuz bucaksız bir okyanus gibi sonu olmayan bir serüven.Ben de bu okyanusta henüz adım adım ilerleyen biriyim.Mimar Sinan Üniversitesi benim için bu macerada ayaklarımın suyla tanıştığı bir dönemdi, şimdiyse su diz seviyesine geldi diyebilirim.Önümde hala gidilecek ve bitmeyecek çok uzun bir yol olduğunu görüyorum, benim de hedefim bu okyanusta tüm dalgalara ve fırtınalara rağmen alabora olmadan yoluma en iyi şekilde devam edebilmek.

Hayalperest biri misin?
Aslında hayalperest biri olduğumu söyleyemem fakat hedeflerimin hepsi kafamda kurduğum hayallerden beslenmekte.Hırsıma yenik düşmeden her zaman oyunculuğumu geliştireceğim projelerde yer almak ve rol ayrımı yapmaksızın güçlü karakterleri oynamak istiyorum.Ancak verilen rolü boyutlandırabildiğim noktada zevk alabilen bir oyuncuyum ben.

sercan_0542a

Kendinle savaşan biri misin?
İyisiyle kötüsüyle bütün özelliklerimbeni ben yapan etmenler dolayısıylaher özelliğimle barışık olmayı tercih ediyorum. Fazla korumacı biriyimdir, sevdiklerimi sahiplenirim.Bu zaman zaman savaşıp yorgun düştüğüm birşey olmasına rağmen kendimi değiştirmeye çalışmıyor ve yorulmayı göze alıyorum.

Nasıl bir ailede büyüdün?Bir ikiz kardeşin var sanırım, biraz anlatsana nasıl bir his ikiz kardeşinin olması?
Herşeyiyle çok renkli ve sevgi dolu bir aile içerisinde büyüdüm.Dünyaya gözümü açtığımda hayata 1-0 önde başlamıştım ben.Çünkü dünyaya yanımda kardeşimle, dostumla, arkadaşımla beraber gelmiştim… Ve bu yol arkadaşım küçüklüğüm boyunca bizim hep ilgi odağı olmamızı sağladı.İkiz olmak, tek cümleyleinsana kendini şanslı hissettiren birşey.

O yaşlarda aklında oyunculuk var mıydı?
Çocukken hep başkaları nasıl yaşarlar, neler düşünürler, acaba mutlulular mı?diye merak ederdim ve bu bende zamanla başkalarını tanıma isteği doğurdu. Lise döneminde bu sebepten dolayı psikolog olup insanları dinlemeyi, tanımayı hedeflemiştim kendime.Şimdi baktığımda ise oyunculuğu seçerek sadece dinlemek yerine aynı zamanda onları gözlemleyip yaşatma fırsatımda olduğunu görüyorum.Yaptığım iş benim sadece sanat anlayışımı yansıtmıyor, aynı zamanda çocukluk hayallerimi de yaşatıyor diyebilirim.

Kafanı rahatlatmak için neler yaparsın?
Seyahate çıkarım…Gezmeyi, başka ülkelerde zaman geçirmeyi çok seven biriyim, mesela iki günlük boşluğum olsun hemen yurtdışına kaçarım.Hem yurtdışında çok fazla arkadaşım var, hem de orada daha rahat eğlenip gezebiliyorum. Bu yaz Güney Amerika’ya gidip roadtrip yapmak istiyorum mesela.Böyle uzun uzun yol yapıp, otoyol kenarlarındaki motellerde kalıp oranın yerlileriyle tanışmak istiyorum. Polaroid makinem boynumda, çektiğim fotoğrafların arkasına anlık düşüncelerimi not ederek gezme fikri şu an düşününce bile bana inanılmaz keyif veriyor.

sercan_0223

Peki ya İstanbul?Burada olmakla ilgili ne düşünüyorsun?
Hani hep filmlerde görürüz ya birileri uzun uzun bakar İstanbul’a sonra içini çekip hüzünlenir.İstanbul bence gerçekten iç çektirten bir şehir.Gürültüsüyle, kargaşasıyla, hızlılığıyla adeta yaramaz bir çocuk gibi. Ama ona ne kadar kızarsan kız,aynı zamanda vazgeçmeye kıyamayacağın da bir şehir İstanbul.

Film ve kitap konusunda favorilerin neler?
O kadar çok sevdiğim, benimsediğim kitabım ve filmim var ki hiç birine en güzeli veya en özeli diyemem. Hatta eskiden bu tarz soruları cevaplarken kıskançlığa kapılıp sevdiğim kitapların isimlerini paylaşamıyordum bile… Çünkü kitap okumak, film seyretmek benim için başka dünyalara açılan kapıların anahtarı oldu herzaman.Başkaları okuyunca sanki o anahtarı benden alacaklarmış gibi hissederdim hep.Şimdi büyüyünce aslında anahtarımın sadece benim hayal dünyamın kapısına ait olduğunu anladım ve şu anda bu dünyaları tartışıp konuşmayı çok seviyorum. Hatta zorla kitap okuttuğum ve tartışmak istediğim arkadaşlarım var.Hayatımda en çok iz bırakan fimler;Batman The Dark Knight; Heath Ledger’in joker performansıyla oyunculuk dersi verdiği bir filmdir benim için. Kendisi en beğendiğim aktörlerden biriydi zaten, keşke hayata bu kadar erken veda etmeseydi.Trainspotting; Romanını okuduktan sonra seyrettiğim ilk film. Ve bana bir dönem okuduğum her romandan sonra “keşke bununda filmi olsa” dedirten ama kendisi kadar güzeline de denk gelemediğim bir kült film.Karşı Pencere; Ferzan Özpetek’in tüm filmlerini üstüste izleyip kendisine hayran olmama sebep olan bir film. Bir ‘duygu çıkmazı’ daha güzel işlenemezdi herhalde.Filmin soundtrack’lerini konservatuvardayken çok fazla kullanmışımdır.İz bırakan kitaplara gelecek olursam; Babalar ve Oğullar, Turgenyev.Şölen, Platon.Martı, Jonathan Livingston.

Modaya ve stiline dair neler söylemek istersin?
Moda kendimizi ve rengimizi yansıtmaktaki en önemli araçlardan biri bence.Herkes kadar ben de modadan kaçmamaya, ona ayak uydurmaya çalışıyorum. Stilime gelince, sabah havanın açık veya kapalı oluşu beni ruhen etkilediği kadar giyim tarzıma da yansıyor. Eğer hava o gün güneşliyse evden daha özenli ve renkli çıkarım ama diğer günlerde mat renkleri tercih ederim. Genelde slim fit giyinmeyi tercih ediyor ve İtalyan stilini yakından takip ediyorum.

Bir kadında seni ne etkiler?
Kadınlar zaten anatomileri sebebiyle zarif ve güzeldirler.Bence bu yüzden güzel olmak için fazla bir çaba göstermemeliler bence. Fiziki olarak duru ve sadeolmaları hoşuma gidiyor ama karakter olarak dişiliği seven bir erkeğim. Kadın, erkeğini dizginleyebilmeli bence.Mesela benim ilişkilerimde kadınlar hep yan koltuğumda oturdular.Gerçek anlamda ilgimi çekecek, güvenip direksiyonu verebileceğim biri henüz karşıma çıkmadı.Hassas olduğum şeylere gelecek olursak; gözler, dişler ve eller benim ilk dikkatimi çeken şeylerdir, bu konuda takıntılıyım diyebilirim.

Peki ya aşk?
Ben aşık olmadan “aşık oluyorum” diyenlerdenim. Aşk öyle anında kapımı çalmaz benim, önce sağolsun beni bir arar “geliyorum, haberin olsun” der. Bende kendimi bu duruma hazırlarım (Gülüyor). Bence biz aşkı değil, aşk bizi yaşar.Biz sadece teslim oluyoruz ona.Hiç bir şey aramaksızın koşulsuzca mutlu olarak, kendinden fedakarlıklar yaparak yaşanır aşk.Bana henüz “geliyorum” demedi, bekliyorum (Gülüyor).

Rol aldığın Güllerin Savaşı dizisinden söz edelim mi biraz?
Tabii ki şuangündemimin ilk sırasında işim var. Güllerin Savaşı dizisinde Cihan karakterine hayat veriyorum.Cihan hipoksi hastası olan bir genç.Sınırları olmayan bir rol olduğu için böyle bir karakteri canlandırmak bana inanılmaz zevk veriyor. Heran herşeyi yapabilecek bir karakterin verdiği sorumluluk bana yükten çok mutluluk veriyor açıkçası. Etraftan hem diziye, hem de Cihan karakterine dair çok güzel tepkiler alıyorum, umarım bu beğenilerin devamını getirebilirim. Ayrıca bir de yazın çekimleri başlayacak olan bir sinema filminin senaryosunu okuyorum. Castı ve senaryosunun beni çok heyecanlandırdığını söyleyebilirim.

sercan_0621