GENÇ, SEKSİ VE İDDİALI: serhan onat

Serhan; genç, dinamik ve pek çok şeyle bir arada ilgilenmeyi ideali haline getirmiş özel bir isim. BeStyle ekibi olarak Serhan Onat ismini ileride sıklıkla duyacağınızı iddia ediyor ve bir keşfi daha erkenden yapmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

YAZI: MELİS CENANİ – meliscenani@gmail.com

Eğitim hayatın farklı ülkerde geçmiş, bize biraz eğitim serüveninden bahseder misin?

Eğitim hayatım gerçekten çok çeşitli; farklı farklı yerlerde, bir sürü okulda geçti. İzmit’te başlayan sanat eğitimi sürecim bir ara Çin’e sıçradı orada dans dersleri aldım ardından Tan Sağtürk tarafından İstanbul’a davet edildim ve asistanlık yaptım, bu çok genç yaşımda benim için inanılmaz bir tecrübe oldu. Ardından konservatuvar sınavlarında Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Tiyatro Bölümü’nü kazanarak Eskişehir macerasına başladım. Burada çok iyi hocalardan dersler alıp, harika oyunlarda yer aldım. Bunun yanı sıra bir süre İngiltere’de kaldım ve Shakespeare Glob Company’nin atölyelerine katıldım tabii dans hep hayatımda olduğu için Bolsohi Ballet’ten ve Pineapple Dance Studios’dan aldığım dersleri de atlamadan edemeyeceğim. Şimdi ki planım ise burada bir kaç iş yaptıktan ve iyice tecrübe kazandıktan sonra yurt dışında belli metodlar ve oyunculuk teknikleri adına eğitim alıp yüksek lisans yapmak.

Oyunculuk bu serüvenin tam olarak neresinde yer alıyor?

Başlama sürecim çocukluğa dayanıyor; ailem sürekli olarak tiyatro oyunlarına giderdi ve beni de götürürlerdi, onlar belki kendileri için gidiyorlardı yani nasıl birşeye vesile olduklarının farkında değillerdi ama ben hep çok etkilenirdim. Hala unutamadığım, dün gibi hatırladığım oyunlar var. Hep oyuncuların gerçek yaşamdaki hallerini merak eder ve kulise girmek isterdim, benim ilgimi işin görünmeyen tarafı çekerdi, oyun aralarında kulis kapısına uzun uzun bakardım. Fakat babamın işi sebebiyle çok seyahat ediyorduk ve genelde beni sevdiğim yerlere veya kişilere pilotlar götürürdü (Gülüyor). Belki de bu yüzden uzun yıllar büyük bir tutkuyla pilot olmak istedim tabii bir yandan da evin neşe kaynağı, enerjik, yerinde durmayan, sürekli hayaller kuran çocuğuydum. Bunu fark eden annem bir gün seyirci koltuklarında oturduğum tiyatronun içine girip beni kursa yazdırmak istediğini söyledi, ben başta pilotluk sevdamdan ötürü reddettim ama daha sonra sınav jürisinin ve annemin ısrarlarıyla kursa başladım.

serhan6

Çok heyecanlı (Gülüyoruz). Peki ya sonra?

Sahneye çıkıp anlattığım, oynadığım herşey beni gerçek dünyadan uzaklaştırıp hayallerime kavuşturuyordu ve o zaman gerçek hayatta ki hallerini merak ettiğim o oyuncuların yerinde buldum kendimi. Hemen ardından bale ve modern dans eğitimi aldım ve Tan Sağtürk’ün burs teklifiyle profesyonelliğe adım atıp Tan Sağtürk Akademi’de dans etmeye başladım. Sonrasında ise Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvatuvarı, Tiyatro Bölümü’ne girerek hayalimde ki oyunculuk serüveninin temellerini atmış oldum. Bu sürecin ve emeğin şu ana kadar ki en büyük karşılığı da Muhteşem Yüzyıl’da aldığım Şehzade Murad rolüydü, adeta rüya gibiydi, çok heyecanlıydım çünkü ilk işimdi. Şimdilerde ise oyunculuk adına hatalarımı bulup, bunları gidermek için okulda ki hocalarımla beraber büyük bir çaba sarfediyorum.

Oyunculukla ilgili hayallerin, planların var mı?

Oyunculukla alakalı kurduğum net bir plan yok. Çünkü bugüne kadar hep bir anda karşıma birşeyler çıktı ve hayallerim hiç beklemediğim zamanlar da gerçek oldu. Zamana bırakmış bir durumdayım; yaşım genç ve kendimi eğitmekle çok meşgulum. En büyük hayalim; Hayata bakışımı değiştiren, ufkumu genişleten, hayran kaldığım filmler var, böyle filmler çekip dünyanın öbür ucunda yaşayan bir insanı oynadığım karakterle etkileyip ona birşeyler kazandırmak. İyi oynadığım bir filmle Asya’dan Afrika’ya, Avrupa’ya herkesin evine konuk olabilir ve onlara birşeyler hissttirebilirim, o zaman dünyanın en mutlu insanı olurum herhalde. Ve tabii ki alkış sesinin kulaklarımdan hiç eksik olmaması, yani hep sahnede kalmak.

Seni tanımayan birine kendini iyisiyle, kötüsüyle nasıl anlatırsın?

Sıcak kanlı, sevecen, yardım sever ve kendi halimde yaşıyor olmam sevdiğim özelliklerim arasında. Ancak İkizler burcuyum ve bunun tüm özelliklerini taşırım yani; dengesizimdir, hemen silip atabilirim ya çok sakin ve sabırlıyımdır ya da çok fevri. Orta noktam yoktur (Gülüyor).

serhan3

Seni hayatta en çok rahatlatan şey nedir?

Ben kendimi özgür hissettiğim zamanlar rahatlıyor, dinlenebiliyorum. Bu zamanları da; snowboard yaptığımda, sahil de bağlı duran küçük zodiac botumla balığa çıktığımda ya da İstabul’u denizden seyrettiğim zamanlarda yakalayabiliyorum. Onun dışında seyahat etmek, arkadaşlarımla keyifli rakı sohbetleri yapmak ve tabii ailemi çok sık göremediğim için onlarla vakit geçirmekte bana çok iyi geliyor.

Adrenalinle aran nasıl?

Bugün’e kadar yapmak isteyipte yapmadığım bir şey olmadı. Bu istekler bazen sınır dışı oluyor fakat ne olursa olsun yapıyorum ve bana keyif veriyor. Özellikle snowboard yaparken ya da deniz de ölümle burun buruna geldiğimi hissetiğim çok zamanlar oldu. Galiba bu anları düşününce biraz adrenalin tutkunu olduğumu söyleyebilirim (Gülüyor).

Kitap, albüm, şarkı, film, mekan konusunda favorilerin neler?

En son okuduğum Alain de Botton’un Statü Endişesi adlı kitabı, bence çok iyi. Toplumun statü kaygısıyla birlikte girdiği korku tünelini çok güzel açıklıyor ve çok güzel kapıların da anahtarını sunuyor. Ajda Pekkan klasiklerini dinlemeye doyamam, latin ve jazz dinlemeye de bayılırım. Film konusunda çok şey sayabilirim ama Oldboy (2003), One Upon a Time In America, Fight Club ve Waltz with Bashir kesinlikle izlenmesi gerekenlerden bazıları. Favori mekanım ise Soho House İstanbul.

Stilin gayet cool gözüküyor. Modayla aranın iyi olduğunu söyleyebilir miyiz?

Giyimime çok özen gösteren biriyim bu yüzden rahatlıkla söyleyebilirim ki modayı takip ediyorum. Fashion Week zamanı yıllardır kaçırmadan defilelerine gittiğim modacılar var. Estetik ve sanattan bu kadar keyif alan biri olarak, modadan uzak durmam imkansız gibi birşey zaten. Bu alanda dünyada ki favorim, Alexander Mcqueen. Türkiye’den ise Niyazi Erdoğan ve Benan Bal. Kendi stilimde yaptığımız çekimin tarzına çok yakın. Siyah ve deri giymeyi çok seviyorum. Bunun dışında mavi tonlar ve jean ürünler beni cezbetmeyi başarıyor.

serhan8

Vazgeçemediğin takıntılı olduğun giysi ya da aksesuar var mı?

Güneş gözlüklerim ve anısı olan şeyler. Bende anısı olan şeyleri takmaya, giymeye kıyamam ve birşey olacak diye çok korkarım. Böyle parçalar özel günlerimde benimle olurlar ve bana güç verirler; bu manada sayabileceğim bir tişörtüm ve bilekliğim var. Bir de kendimde yeni farkettiğim birşey var, ayakkabılarımı gezdiğim ülkelerle kıyaslıyorum; bu ayakkabıyla 6 ülkeyi gezdim, bununla 5 ülke gibi şeyler geçiyor aklımdan yani giydiğim şeylerin benimle yaşadıklarını, anı paylaştıklarını düşünüyorum (Gülüyor).

Hayatta giymem dediğin bir şey var mı?

Normal hayatta asla giymeyeceğim şeyleri rol icabı giydiğim oldu, bu yüzden bunu demek zor ama tabii giymekten hoşlanmayacağım şeyler var mesela çok renkli pantolonlar sevmem, genelde siyah ya da jean rengi tercihimdir. Çok takı takmam ve abartı olan herşeyden kaçınırım.

Senin için güzel olan üç şey söyleyebilir misin?

Duru, doğal ve saf olan herşey.

Kadınlarda stile dair beğendiğin ya da itici bulduğun detaylar neler?

Kime neyin nasıl yakıştığına bağlı. Fakat günlük yaşamda abartılı ve marka ambleminin ön planda olduğu şeyler bana samimi gelmiyor. Bugüne kadar aşık olduğum kadınların hepsi tişört giymeyi severlerdi, hatta neredeyse hepsiyle tişört alışverişim oldu ve çok güzel tişörtlerimi kaptırdım.

Bir kadında ilk olarak ne ilgini çeker?

Gülümsemesi ve bakışları. Çünkü gülümsemek samimiyet isteyen bir şeydir ve nasıl gülündüğü çok önemlidir, bence insana da en çok yakışan şeydir. Bakışlardan dürüstlüğü ve karşılıklı güveni aldığımı düşünüyorum sözlere pek gerek yok. Benim hatırımda hep bakışlar kalır, sevgiyi orada hissederim.

serhan9

Aşık olduğunu nasıl anlarsın?

Şişirilmiş balon gibi oluyorum. Nereye çeksen gelir vaziyette, içinde bir evren taşıyormuşcasına avare bir şekilde dolaşan, gülüp gülüp bir anda canı sıkılan bir adam haline geldiğimde ve aklıma ilk olarak Ümit Yaşar Oğuzcan’ın Çaresizlik şiiri geldiğinde… Sanırım çok tüyo verdim (Gülüyor).

Peki, sen nasıl bir aşıksın?

Dolu dolu ama kısa (Gülüyor). Yani uzun süren pek bir ilişkim olmadı ama geçenlerde “aşık oldum” deyip 2 saat sonra ki uçakla İzmir’e gidip geldim… Heyecanlı ve komik sanırım.

Bu aralar aşık mısın?

Bu aralar biraz fazla flörtözüm ama çılgınlar gibi bir aşka yelken açmış değilim (Gülüyor).

Şu sıralar gündeminin ilk sırasında ne var?

Okul finalleri ve yaptığım yeni sezon dizi görüşmeleri. Gündemim biraz yoğun, biraz sıkıcı ve biraz da yeni heyecanlara gebe (Gülüyor).

Senin hakkında bilmediğimiz, pek ön plana çıkmayan bir şeylerden söz edebilir misin?

Güzel yemek yaparım; deniz ürünlerini yapmasına da, yemesine de doyamam. Mevsimine göre seçtiğim balığın yanında karides güveç ve kuru meyvalı portakallı fırın helva favori akşam yemeği menümdür ve tabii ki her Türk erkeği gibi mangal yapmaya da bayılırım. Keyfim yerindeyse akşamları ufak bir klarnet veya saksafon resitali veririm modumuza bağlı olarak değişir ikisini aynı gece çalmam. Ya jazz vardır ya da nostaji türkçe şarkılar.

Favori seyahat rotan diyecek olsam nasıl bir yol haritasından söz edersin?
Şöyle büyük bir guletle Karaköy’den yelken açıp Ege ve Akdeniz’deki koyları gezip yemeklerin, şarapların keyfini çıkarıp, ardından da aylarca okyanusta kalarak yani deniz hayatının tadını tüm riskleriyle sonuna kadar yaşayıp Güney Amerika’ya Şili burnuna kadar gidip oradan uçağa binip İstanbul’a geri gelelim derim (Gülüyor).

Yeni dönem projelerin neler?
Okulda 3 farklı oyunda yer alıyorum Bahar Noktası’nın Komik esnafı Tisbe’yim. Git Gel Dolap’ın saf seri katili Gus ve Orhan Kemal’in Bir Ölüye Dair adlı öyküsünü anlatı oyunculuğu teknikleriyle sergiliyorum. Her hafta başka başka projelerle görüşüp, farklı karakterler oynuyorum ve bu beni çok geliştiriyor. Yeni dönemde ekranlarda başlayacak iki Tv dizisi için de görüşmelerimiz devam ediyor. Kendi adıma çok verimli bir döneme girdiğim kesin ama…