GEÇİRDİĞİ KAZADAN SONRA TÜM SAMİMİ AÇIKLAMALARIYLA GÖKHAN AKAR

”Felsefe, Aşktan Ötesi, Selametle, Aşk Adam Seçer” gibi birçok hit olmuş şarkıya imza atan ”Gökhan Akar”  geçirdiği trafik kazasından sonra ilk röportajını  bizimle yaptı.Yeni hayatını, yeniden doğumunu , duygularını, yeni şarkılarını ve  bundan sonraki projelerini  başarılı şarkıcıya sorduk.

 

Müzikle nasıl tanıştın?

6 yaşlarındaydım babamın orkestrasında piyano çalmaya başladığımda hep giderdim onlarla sahnelere ve bir gün piyanist gelmedi sonra ben oturdum klavyenin başına ve bir daha kalkamadım sonrasında özel dersler, konservatuvar ve sahnelerle devam eden bir çocukluk kaldı miras.

 

 Kaç şarkı yaptın, söz müzik beste hep sana mı ait?

 

Tüm şarkılarımın sözleri ve müzikleri bana aitti şimdiye kadar. Albüm ya da single olarak kendi projem olarak yayınlanmış ve başka sanatçıların albümlerinde de yer alan 20’nin üzerinde şarkım oldu tabii yayınlanmayan ve arşivlerimde duran 100’ün üzerinde şarkım var sözü müziği bana ait olan. Birde yarım olup çalışılmayı bekleyenler var yazmak benim için bir yaşam biçimi.

 

Şarkılarını kimler söylüyor?

 

Genelde pop müzik sanatçılarının albümlerinde yer alıyor şarkılarım ancak türkü formunda eserler ya da arabesk ya da rock hatta rap yazdığım şarkılar da var, mesela kendi projem olarak yayınlanan dedemin anısına yazdığım ”Sivaslıdır” türküsü gibi… Şarkı yazmak konusunda geniş bir yelpazeye sahip olmak gerçekten çok keyifli ve buna sahip olduğum için de çok şanslıyım.

Bir kaza geçirdin ve şimdi bizimlesin  neydi seni iyileştiren, hayat sana  ne öğretti?

 

Büyük bir kaza geçirdim ve hayat bana ikinci bir şans verdi beni iyileştiren önce Allah’ın şifası sonrasında da sevenlerin, dinleyenlerin ve dostlarımın sevgisiydi.

Kaza haberlerinin magazinlerde çıkması sebebiyle aramayan sormayan kalmadı diyebilirim hepsine sizin aracılığınızla tekrar teşekkür ediyorum.

Hayata biraz nasıl ve hangi pencereden baktığınızla alakalı tepkiler verirsiniz yaşadığınız olaylara. Ben asla sebeplere takılmadım ve her şeyin ilahi bir mesaj ya da sınav olduğuna inandım. Yaşanan olayın neden olduğundan ziyade verilen mesajın ve bana kazandırılmak istenenin ne olduğuyla ilgilendim hep.

Hayatı acımasız insanlar öğretiyor aslında, size yaşatılan acılar olumsuzluklar öğretiyor ve büyütüyor eğer bunlardan güçlü ve isyan etmeden çıkarsanız büyüyor olgunlaşıyorsunuz ve diyorsunuz Sezen Aksu’nun da dediği gibi acının insana kattığı değeri bilirim küsemem…

 

Bugünlerde yeni bir şarkı hazırlığın var mı?

 

Aslında bir şarkımız vardı planladığımız Ocak gibi gelecek olan tabii sonra bu talihsiz kazayı yaşadık ve hastanede kaldığım süreçte yazdığım ”Ruh Eşi” isimli bir şarkım oldu ve inanılmaz sevdik bu şarkıyı şu an planlarımızı değiştirdik ve Ocak ayında yaşadığım bu kazanın bana yazdırdığı ”Ruh Eşi” isimli bu güzel duygusal şarkıyı hazırlıyoruz. Bizde uyandırdığı bu güzel hissi ve duyguyu tüm müzikseverlerde de uyandırır ve herkes sever ”Ruh Eşi”ni umarım…

 

Günümüzde müzik dünyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzde müzik, freni boşalmış kamyon gibi kontrolsüz ilerliyor. 90’ları özlüyor ve 90’lı yılların şarkılarını dinliyorsak burada günümüz müziğinde bir eksik bir dejenerasyon var demektir.
Müzik aslında müzik olmaktan çıkıp bir ticari ürün haline geldi öyle olunca da duygu, ruh, kalp armoni, müzikalite ortamı terk etti.

Türkiye’de yıllardır düzenlenen prestijli bir ödül töreninde; hayatını müziğe adamış Türk müziğine de ciddi anlamda hakim bir yorumcu olarak Türk halkının sevgisini kazanmış ve sadece büyük starlara nasip olan hayatı ölümünden sonra film olacak kadar bu ülkede iz bırakmış Müslüm Gürses’e 40 yıllık sanat hayatı boyunca verilmeyen ödül en iyi pop dalında sadece 3 şarkısı ve 2 yıllık geçmişi olan isimlere veriliyorsa orada durup düşünmek gerekir, biz ne yapıyoruz diye.

 

Son klibinizde ayaklarından halatlarla bağlanarak kamyonetin arkasında saatlerce sürüklendiniz ters bir şey olmasından korkmadınız mı?

 

Çok tehlikeli bir sahneydi gerçekten kamyonetin arkasında saatlerce sürüklendim ve tabii ki benim için de keyifli ve heyecanlı olduğu kadar aynı zamanda zor bir setti.

Ben sanırım biraz gözü kara biriyim, bizzat kendim olmak istedim deniz kenarında bu sahneyi çekmek tabii ki çok kolay olmadı kamyonet sürekli kuma batıyordu ama üstesinden geldik çok şükür. Klip çekimlerinden sonra 2 gün ayağımın ağrısı geçmedi ama değdi, içimize sinen bir klip oldu.