FİNLANDİYA’NIN ALIMLI BAŞKENTİ HELSİNKİ

Sadece Finlandiya’nın değil, Baltıklar’ın da en güzel başkentlerinden; Helsinki. Aslında sadece politik başkent değil; iş, eğitim, kültür, sanat, araştırma ve daha birçok konuda merkez kenti diyebilirim. St. Petesburg, Stockholm, Tallinn gibi önemli kent ve başkentlere de komşu. Tüm Nordik ülkeler gibi Finlandiya’nın da, birçok ülkeye kıyasla oldukça modern ve pahalı olduğu aşikâr.

Suomenlinnaya da Fin Kalesi: Burası 6 adaya yayılmış bir kale. Zamanında Rusya’nın genişleme politikasına tedbir olarak, İsveç Kralı’nın emriyle 1748’de inşa edilmiş. Suomenlinna, o açıdan mutlaka gezilecek yerler listenizde yer alması gereken bir yer. Tarihi bölümlerin dışındaki yerler kuzeye özgü yemyeşil çayırlardan oluşuyor. Alan içinde kilise, müze, restoran, kafe gibi çok sayıda gezebileceğiniz bölüm bulunuyor. Kaleye feribotlarla 15 dakikada ulaşılabiliyor.

Senato Meydanı (Senate Square): Helsinki ziyaretçilerinin mutlaka gittiği, bol bol fotoğraf çektirdiği bir alan. Çevresindeki yapılarla birlikte Neo-klasik mimarinin başarılı bir örneği olarak gösteriliyor. Günümüzde konserlere, kış aylarında buzdan yapılara ve snowboard yarışlarına ev sahipliği yapıyor. Meydanın ihtişamını, Carl Ludvig Engel’in 1822-1852 yılları arasında tasarladığı dört bina sağlıyor. Bu binalar, kentin sembol yapıları aslında. Helsinki Katedrali, Hükümet Sarayı, Helsinki Üniversitesi’nin ana binası ve Finlandiya Ulusal Kütüphanesi; Senato Meydanı’nın 4 kare ası.

Helsinki Katedrali: Senato Meydanı’nın en görkemli yapısı… Hüküm sürdüğü dönemde, Finlandiya Dükü unvanıyla da anılan Rus Çarı 1. Nikolay’a hürmeten, 1830-1852 yılları arasında inşa edilmiş. Mimari güzelliği tartışılmaz. Yıllar içinde kentin sembolü haline gelmiş. Dini yapı, Finlandiya’nın bağımsızlığını ilan ettiği 1917 yılına kadar, St. Nicholas Kilisesi adıyla da anılmış. Ücretsiz olarak gezebileceğiniz katedralde, dini törenlerin dışında, evlilik töreni gibi etkinlikler düzenleniyor.

Esplanadi Park: Kenti limana bağlayan güzergâhta bulunan şahane bir park. Burada Haziran ayındaki Marimekko Fashion Show ve Temmuz boyunca devam eden Jazz-Espa konser serisi düzenlenmekte. Senato Meydanı ile liman arasında yer alıyor. Yaz mevsiminde yerel halkın kültürel etkinliklere katılmak dışında piknik yapmak için kullandığı park, 1812 yılında açılmış. Çok sayıda kuşun yaşadığı yeşil alanın çevresinde alışveriş yapabileceğiniz mağazalar ve bir şeyler yiyip içebileceğiniz kaliteli kafeler bulunuyor.

Aleksanterinkatu Caddesi: Alışverişten eğlenceye, restorandan ticarete birçok şey için kalplerin attığı caddelerden biri… Helsinki’de bir Beyoğlu atmosferi yaşamak isteyen herkesin mutlaka uğraması gereken yer burası. Caddenin ortasından geçen nostaljik tramvay ile caddeyi baştan sona hiç yorulmadan gezebilirsiniz.

Temppeliaukio Kilisesi: İşte bu kilise çok ama çok farklı mimarisiyle dikkat çekiyor. Büyük bir kaya kütlesinin içine oyularak inşa edildiğinden, Kaya Kilise adıyla da anılıyor. Temppeliaukio Kilisesi (Temppeliaukio Church), Timo ve Tuomo Suomalainen tarafından tasarlanmış. 1969 yılında ibadete açılmış. Kubbeli olarak inşa edilmiş. Muhteşem akustiğe sahip kilisede, yıl içerisinde müzikal etkinlikler düzenleniyor.

Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi: Helsinki tam bir sanat kenti. Finlandiya Ulusal Sanat Galerisi’nin bir parçası. Fin Halkı’na çağdaş sanat kültürünü aktararak ülkedeki sanat anlayışını geliştirmeyi amaçlıyor Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi. 1990 yılında açılmış. Başta Ahonen, Reetta, Aiha, Martti, Aken olmak üzere 4 bin yerel sanatçının eserlerinin sergilendiği müze, İskandinav ve Baltık ülkelerini kapsayan tasarım yarışması sonucunda inşa edilen günümüzdeki binasına ise 1998 yılında taşınmış. Koleksiyonu Fin çağdaş sanat akımına ait eserlerden oluşan kültürel yapıyı, pazartesi hariç haftanın her günü ziyaret edebilirsiniz.

Finlandiya Ulusal Müzesi: 1893 yılında kurulmuş. Finlandiya Ulusal Müzesi (National Museum of Finland), Fin mimarlar Herman Gesellius, Armas Lindgren ve Eliel Saarinen tarafından tasarlanan kent merkezindeki binasında ziyaretçilerini ağırlıyor. 1916’da halka açılan müzenin daimi sergisini madeni para, mücevher, madalyon, silah gibi eşyalardan oluşan “Hazine”; ülkenin çeşitli bölgelerinden getirilen arkeoloji materyallerin bulunduğu “Tarih Öncesi Finlandiya”; 12. ila 20. yüzyıl arasındaki dönemdeki Fin toplumunun ve kültürünün anlatıldığı “Krallık”; 18. ve 19. yüzyıl kent kültürünü aktaran “Ülke ve İnsanları” bölümleri oluşturuyor.

Uspenski Katedrali: Batı Avrupa’nın en büyük Ortodoks Kilisesi. Uspenski Katedrali (Uspenski Cathedral)’ne Senato Meydanı’ndan deniz kıyısına doğru yürüyerek ulaşabilirsiniz. İnşasının tamamlandığı 1868 yılından beri Fin tarihindeki Rus etkisinin açık şekilde görülmesini sağlayan dini yapı, Rus mimar Aleksey Gornostayev tarafından tasarlanmış. Altın kaplı kubbeleri ve iç bölümündeki işlemeleri ile ziyaretçilerini büyüleyen katedrali, ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

Kauppatori: Burası Helsinki merkezinin en ünlü açık pazaryeri. Adaya giden teknelerin kalktığı Güney Limanı’nda, Esplanadi Parkı’nın hemen yanı başında yer alan meydanda; meyveden sebzeye, hediyelik eşyalara kadar her çeşit ürünü bulabileceğiniz gibi güzel mekânlarında, yemek de yiyebilirsiniz. Meydan ayrıca deniz kıyısı boyunca yürüyüş yapmak için de ideal. Bu arada, Senato Meydanı’ndan Market Square’e kadar olan “eski şehir bölgesi” ve civar sokakları, aynı zamanda “Tori Quarters” olarak anılıyor. Bu sokakları da yürümenizde fayda var.

Kallio Bölgesi: Helsinki’nin sakini gibi davranmak isterseniz, bu bölge ideal. Burası eskiden daha tekinsiz sayılabilecek bölgesiyken, günümüzde hipsterların vakitlerini geçirdiği bir bölgeye dönüşmüş. Günümüzde kahveciler, vintage ürünler satan dükkanlar, barlar, restoranlar bu bölgede yoğunlaşmış durumda.

Seurasaari Açık Hava Müzesi: Kent merkezinin birkaç kilometre uzaklığında, yemyeşil bitki örtüsüyle kaplı bir adada bulunuyor. Finlandiya’nın çeşitli bölgelerinden taşınmış yapıların içerisinde geleneksel Fin yaşam tarzının tanıtılması amaçlanıyor.

Linnanmäki Eğlence Parkı: Kent merkezine göre kuzeyde kalmakta. Açıldığı 1950 yılından beri, Finli çocukların refahını yükseltmeyi amaçlayan ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş tarafından yönetiliyor. Çocuklar kadar yetişkinlerin de ilgisini çekecek 40 civarı oyuncağın bulunduğu parkta, ailenizle keyifli vakit geçirebileceğiniz çok sayıda kafe, restoran ve hediyelik eşya dükkânı yer alıyor. Pamuk şeker okulu sayesinde sizi çocukluğunuza geri döndürecek eğlence parkına toplu taşıma ile kolayca ulaşabilirsiniz.

Helsinki Hayvanat Bahçesi: Sanıyorum ki, alanında dünyanın en eskileri arasında yer alıyor. 1889 yılında açılmış. Mayıs’ın başından Eylül’ün sonuna kadar feribot seferleriyle, yılın geri kalan bölümlerinde ise araba veya otobüsle ulaşabileceğiniz hayvanat bahçesinde, tundradan yağmur ormanlarına kadar çeşitli iklimlerde yaşayan 150 hayvan türünü gözlemleyebilirsiniz. Hayvanların yanı sıra, parkta ayrıca bine yakın bitki türü bulunuyor.

Tüm bunların yanında zevk ve beğeninize göre gezebileceğiniz farklı yerler de mevcut. Helsinki Olimpiyat Stadyumu, Helsinki City Museum, Sibelius Anıtı, Aleksanterinkatu, Finlandia Hall, Gallen Kallela Museum, Helsinki City Hall, Helsinki Merkez Parkı, Helsinki Music Centre, Hietaniemi, Post Museum, Sky Wheel Helsinki ve Vanha Kauppahalli bunlardan birkaçı.

Peki bu soğuk başkentte ne yemek gerekiyor? Hemen sayalım; öncelikle somon. Somon balığı, genellikle adı Norveç ile özdeşleşmiş bir lezzet olsa da, Finlandiya’da ve başkent Helsinki’de de çok seviliyor. Somon dışında bir çeşit bezelye çorbası olan hernekeitto, ringa balığı, hem sabah kahvaltısında hem de diğer öğünlerde vazgeçilmez lezzetlerden olan krep. Daha çok tatlı olarak ve tarçınla birlikte servis ediliyor hatırlatayım. Kızarmış jambon, yaban mersini ve pek tabii ki çikolata. Afiyet olsun.

Murat Güloğlu