COOL VE SEKSİ METİN AKDÜLGER

Metin Akdülger, MedCezir dizisinde canlandırdığı Orkun karakteriyle gözleri üzerine çevirdi. Ancak genç ve başarılı oyuncunun yeteneğini taçlandırarak sürdürdüğü rol yapma becerisinin yanı sıra müzikle, modayla, sporla ve aşkla da arası oldukça iyi. Dolayısıyla sizlere bu sohbette, sıradan bir röportaj okumaktan çok daha fazlasını vaat ediyoruz. Okumaya başlamadan önce arkanıza yaslanın ve bu farklı karakter özellikleriyle parlayan yakışıklı yıldızı tanımanın tadını çıkarın.

Röportaj: MELİS CENANİ (meliscenani@gmail.com)

_MG_9928v

Nasıl gidiyor hayat?
Şu sıralar kendimle ve doğamla olan bağımı merkeze alarak yaşamaya odaklıyım, bu sebepten biraz değişken bir ruh halim var. Rastgele doldurulmuş bir karışık kaset gibiyim. Bir sonraki şarkı ne olur bilemiyorum, ama hepsi güzel şarkılar.

MedCezir dizisiyle dikkatleri üzerine çektin. Oldukça gündemde olan bu projenin senin adına gidişatı hakkında neler söylemek istersin?
Haklısın, şu an gündemimde ilk sırada Medcezir var. Amerikan The O.C.’den Türkiye televizyonlarına adapte edilen bir iş. Ben orjinalinde Luke olan Orkun karakterini canlandırıyorum. Bu sezon ikici sezonumuza girdik. Renkleri, dünyası ve olaylarıyla değişken, ve kokusu olan bir iş olduğunu düşünüyorum. İçinde olmaktan memnun olduğum güzel bir ekiple çalışıyorum.

Peki ya genel hatlarıyla oyunculuk serüveninin bugünü ve yarını diyecek olsam?
Oyunculuk serüveni güzel bir laf, her serüven gibi heyecanı, inişleri, çıkışları, mutlulukları ve buhranları içinde barındırıyor. İlerledikçe daha da içine alıyor insanı. Şu an hala serüvenin hala çok başlarındayım ama güzel. Bitmesini istemediğim bir kitap gibi. Benim varoluşum ve iletişim biçimim aslında senin ‘yaptığın iş’ olarak tabir ettiğin şey. Ben elimdeki imkanları genişlettikçe varoluşum ve buna bağlı olarak yaptığım şeyin formu da genişliyor. Bu genişlemeyi çok planlamıyorum, bu aynı çocukluktan yetişkinliğe geçmek gibi. Her anımda iletişmek istiyorum. Mesela şu an üzerinde çalıştığım ve seneye paylaşıma açmayı düşündüğüm bir oyunum var. İmkanlarımı biraz daha genişletip onun üzerinden iletişime geçmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Pek çok oyuncuyla söyleşiyorum. Bir karşılaştırma olarak algılamazsan sormak istiyorum, pek çoğundan farklı olarak ‘karakter’ birisin. Bu oyunculuk için paha biçilmez bir detay. Ben daha çok genel olarak hayatla ilişkilendirerek sormak istiyorum; özellikleri arasında seni neler mutlu, neler mutsuz ediyor?
Hayatta insanın kendini tanıması tabi ki çok önemli. Kendini tanıdıkça dünyayı da daha tanır hale geliyor insan, çevresiyle daha bağlı ve iletişimde oluyor. Bence her sanat formunun temelinde biraz bu yatıyor. Bir insanın sevip sevmediği şeyleri net bir şekilde bilmesi ve ifade edebilmesi çok güzel bir şey. Ancak bunu kendi üzerinden yapmak biraz bıçak sırtı bir konu. Çünkü bu çok değişken bir şey, bunu çok düşünmeden ifade etmek gerek. Neyse daha fazla gevelemiyorum. Günlük hayatta düşünüyor olduğum ve anları kaçırdığım zamanlarımı sevmiyorum, bu durumla sürekli bir farkındalıkla savaşmaya çalışıyorum. Bazen içinde bulunduğum zorunlu sosyal ortamlarda kendimi saklamayı sevmiyorum, bununla savaşıyorum. Aydınlık tarafa gelecek olursak; gerçekten tutkuyla yaptığım işin peşinden gitmeyi ve bunu seçmiş olmayı çok seviyorum. Hayatta dürüst ve net yaşamaya odaklanmayı seviyorum, aslında saydığım bütün durumları seviyorum.

_MG_0197v

Bir röportajında çocukluğuna dair enteresan birşeyler okumuştum… Biraz çocukluğundan, çocukluk hayallerinden söz eder misin?
Bu herkes için uzuuun bir kitap konusu olabilecek bir soru. Kendimi psikolog koltuğunda gibi hissediyorum (Gülüyor). Genel hatlarıyla güzel bir çocukluk geçirdim. Biz büyük bir aileyiz ve ben ailenin en küçüğüyüm, belki de bu sebeple artık çocuklarından hevesini almış ve tecrübelenmiş ebeveynlerle büyüdüm. Bu konuda kendimi hep şanslı saydım. Daha gözden uzak ve özgür bir çocukluk geçirdim, canım ne istediyse onu yaptım. Tutkularımın peşinden gitmeyi bu zamanlarda öğrenmeye başladım. Çok hareketli bir çocuktum, birşeyle ilgilenmiyorsam orada pek durmayı tercih etmezdim. Bu yüzden okul yıllarım biraz sert geçti, okulu bir türlü sevemedim. Hiç ödev yapmazdım bu yüzden bol bol dayak yedim. Ama dönüp baktığımda iyi ki yapmamışım diyorum. Biraz asi bir çocuktum ama özgür ve mutluydum. Hiçbir pişmanlığım yok geçmişime dair. O dönem kurduğum hayallerime ise oldukça yakın olduğumu söyleyebilirim. Çocukken her yıl bir oyun hazırlardık ve en keyif aldığım şey buydu okulda. Sürekli resim yapar, hikayeler yazar, oyuncaklarımla oynar ve sokakta koştururdum. Şu an da hayatımda çok değişen bir şey yok. Temel olarak aynı şekilde ilerliyor. Ama asıl hayalim hep uçmaktı, derste oturup hep Uludağ’ın tepesine doğru uçmak isterdim. Sınıfın camı orayı görüyordu. Bu hayalime bakınca buna da yaklaştığımı düşünüyorum, fiziksel olarak olmasa da içsel olarak böyle hissediyorum. Kite surf’le de buna fiziksel olarak yaklaştığımı hissediyorum, belki bu kış snow kite yaparken buna daha da çok yaklaşırım.

Adrenalinle iç içesin, belki bunda sporcu geçmişinin de etkisi vardır. Durduğun anlara dair neler söylersin?
Durmak, dinlenmek benim için içimle ve doğamla olan bağımı kurmaktır. Bazen bunu yapmak için, spora giderim, ormana koşuya giderim, güzel bir film izlerim, sevdiğim insanlarla beraber vakit geçirim, aileme sarılırım, müzik dinlerim hatta bazen hiçbir şey yapmadan öylece oturur nefesime odaklanırım. Bunları çok sık yaparım.

Modayla aran nasıl?
Bu soruya moda endüstrisi olarak bakarsak çok takip etmem aslında. Şayet diğer bir yandan yaratıcı ve kendini ifade eden bir tarz her zaman dikkatimi çeker. Bunun ille de endüstriyel bir karşılığı olmak zorunda değil benim için. Sektörden çok insan tanımıyorum ama bu işi yapan ve tarzlarını sevdiğim birkaç tatlı insan var. En son Fashion Week’te gidemesem de Benan Bal’ın koleksiyonunu oldukça güzel buldum. Onun dışında Buğu Pala var ama bir süredir durgun, onun yaratılarını da merakla bekliyorum.

_MG_0092v

Giyim stiline dair biraz ipuçları verebilir misin?
O an nasıl giyinmek istiyorsam öyle giyiniyorum, çok bir kuralım, ipuçlarım yoktur aslında. Alakasız, uyumsuz renkler ve parçalar giymeyi severim. Siyah berem ve yeni aldığım kolyem son zamanlarda hep yanımdalar, onlarla çok güzel anlaşıyoruz. Özellikle berem çok iyi oluyor, spordan sonra saçlarımı kurutmayı sevmediğim için hayatımı çok kolaylaştırıyor.

Bir erkek olarak bakım sırların neler?
Bol su içmek, düzenli spor yapmak ve bol bol gülmek. Sanırım bu kadar (Gülüyor).

Kadınlarda hem stil hem de dış görünüş olarak ilgini çeken şeyler neler?
Bu soruya hep aynı cevabı veriyorum, ama benim için net bir cevabı var. İçten, dürüst ve samimi olan her şey ve herkes güzeldir benim için. Toplumsal değer yargılarından mümkün olduğunca sıyrılıp samimi gerçek güzelliği görmek güzel şey bence. Kadınlarda fiziksel görünümleri üzerine çok kafa yoran ve hayatında sürekli bu mevzu üzerinden kendine dert yaratan kadınlar bana itici gelir. Bazı kadın vardır her giydiğini severek ve zorlamadan giyer, o kadın ise oldukça çekicidir bence.

Aşkla hem genel olarak, hem de bu aralar aranız nasıl?
Gözümü kapattığımda, rahatladığımda karşımda onu hissediyorsam, arada aklıma geldiğinde gülümsüyorsam. Hayata ve insana olan bağlantım kuvvetleniyorsa. “Aşık mıyım lan ben?!” derim. Aşkın içerisine düştüğüm andan sonrasını o kadar bilmiyorum ki… İnsan aşıksa ondan sonrasını nasıl yaşadığının o kadar da önemi yok, nasıl yaşadığına çok odaklanamıyorsun bence. Zaten aşık olmanın güzel tarafı bu değil mi? Kendini akıntıya bırakıp süzülüyorsun. Yaşadığını fark ediyorsun. Bu aralar aşkla aram iyi (Gülüyor).

Hayranlarının senin hakkında bilmedikleri bir şey kaldı mı?
Hmmm… Eskiden bass gitar çalardım liseden üniversitenin başlarına kadar, sonra talihsiz bir dizi spor kazası sonucu hemen hemen bütün parmaklarım kırıldı. Bass gitara uzun bir ara verdim. Ama hep müzikle aram sıcak kaldı. Bu yaz uzun aradan sonra eski lise tayfasıyla bir araya gelip yine çalmaya başladım. Tatildeyken beraber “Pink Rabbit” diye bir şarkı yaptık. Sözlerini ben yazdım, Burak Yeşildurak namı diğer Yeşil’le birlikte söyledik. Bass’ları ben çaldım, gitarları Yeşil. Kalan kısmını davulcumuz Emre Bayrak’la hep birlikte oluşturduk. Eğlenceli oldu. Hatta bu sezonun ilk bölümünde bir parti sahnesinde arkadan ince ince çaldı.