Be 2013 – Be 2014

Bir yılın daha sonuna geldik. Kimileri için kötü bir yıldı. ‘’İyi ki geçti yeni tur yeni şans’’ diyorlar. Kimilerine göre de çok iyiydi. ‘’Yeni yılda da devam eder mi?’’ telaşı. Bizde iyi ya da kötü belli kriterle ölçülüyor tabiî ki. Bir sevgilin eşin olduysa kesinlikle iyi. Veya iyi bir işin varsa para kazandıysan süper bir yıl, devam etsin. Bunun tam tersi, kabus gibi bir yıldı, kesinlikle bitsin hemen dedirtiyor. Bazı insanlar için bunlar 2013 değil bir 2013 yıl daha geçse olmaz!   Onlar yılbaşı gecesi erken yatsın 😉 

2013 Yılında çok güzel, çok keyifli yazılar yazdık. Her ay paylaştığımız bir konunun komik tarafları bizi güldürmüştü. Senenin son ayında tekrar bazı yerlerini hatırlayıp gülelim istedim. 

Ocak ayında; ‘’Noel Baba Maalesef Bir Tonton’’ yazmıştım. Bence hala tonton; hala koca göbeği ve koca bir poposu var. Üzgünüm bu sene de bacanızdan geçemeyecek. Bir sene geçti ama hala Japonlar kültürlerinde Noel Baba’nın bir bayan olduğuna inanıyorlar. Japonlar hala ağzının tadını biliyor. Şömineden inen mini kırmızı elbiseli, sarışın, taş bebek  bir Noel Anne! Onlara tekrar aynı şeyi söyleyeceğim sanırım; bekleyin, bekleyin iner! Ya da inerse de ancak bir robot iner… He bir de yazının sonunda bir dilekte bulunmuştum; Bu yıl (2013) bir güzellik, bir kıyak yapıp Noel Baba’nın şömineden çat kapı iki sarışınla gelmesini istemiştim. Geldi!!! Hem de gitmedi! ahahahah… ŞAKA, ŞAKA… Bu sene bekliyorum 😉 

Şubat ayında; ‘’Şubat mı ? Valentine’s Day mi?’’ diye sordum. Bu yazıdan faydalanan çok kişi olmuş. Özellikle sevgilisi olmayanlar için verdiğim kiralık sevgili fikri çok tutmuş. Hala o yazıda da yazdığım gibi favori ilanım bir çaresiz erkeğin yazdığıdır. 14 Şubat’ta  freelance çalışabilecek günü birlik sevgili arıyorum‘’yemek+sinema +çiçek+kahve(şarap)+akşam eve servis’’. Daha ne olsun eve servis bile var… Hahahah… 2013 yılında sevgililer gününde mutlaka sevgilisi olmayıp telefon defterlerini kurcalayanlar , acaba bir şey çıkar mı deyip exlere dönenler çok vardır. Ama hadi itiraf edin sene bitiyor. Bir şey çıkmadı değil mi? Yeni yılda yine yalnız, el classico… Sorun etmeyin o yazımın sonunda da söylediğim gibi pijamalarınızı giyin, patlamış mısır, bol abur cubur ve içecekle girin yeni yıla. Ve inşallah 2014 deyip bir shot da benim için yapın;) ‘’Vuck the Valentine’s Day. ‘’ Hello 2014;)

Mart ayı kedilerin ayı demiştik. Neden Mart ayının kedi ayı olduğunu anlatmıştık. Çok eskiden bir Kedi Krallığı olduğunu ve Kral’ı eşi Kraliçe’nin,  Çizmeli Kedi ile aldattığını söylemiştik. Sonra Kral bunları basınca Kraliçe hayatından olmuş, halk ise seks yasağına çarptırılmıştı. Kimse kimse ile birlikte olamıyordu. Ta ki Çizmeli Kedi halk kahramanı olup teslim olana kadar. Tabi teslim olmuş ama Kral sözünü tutmayıp yasağı kaldırmamıştı. Halk bu duruma isyan etmiş, her çiftleşen kedi Kral’a Kraliçe’sini hatırlattığı için, ulu orta her yerde çiftleşmişlerdi. Kim-kime dum-duma… Ee bu da günümüzde mart ayına denk geldiği için hala kediler tutamıyorlar o içlerindeki ateşi, hemen her yerde işi pişiriyorlar. Hala isyan değil, bunlar bir senenin birikimi bence. Aslında tek sıkıntı babanın belli olmaması. Bu yavru pisiciklerde travmaya yol açıyor. Hiçbir yavru pisicik babasını bulamıyor. Neyse mart ayında da dediğim gibi kedilerle kafayı bozmuş insanların hala bir ‘’Red Point Cat Night ‘’ düzenlememesi beni şaşırtıyor. 2013 de olmadı ama  inşallah 2014 de 😉 

Ooooo Nisan Ayında en keyifli yazılarımdan biri ortaya çıkmıştı. Ve çok güzel tepkiler almıştık. En azından herkesin buna hastalığı olduğu ortaya çıkmıştı. Tamam tamam uzatmıyorum. NUTELLA ! Bu yazı gerçekten suç unsuruydu. Çünkü dergiyle beraber elinde nutella ile poz veren çok insan gördüm. Herkese 1 Nisan şakası olmuştu. Ve bu orgazmik yiyecek için açlık grevi! Gülmeyin gerçekten mümkün; Nutella doğal bir anti-depresan demiştik. Hala katılıyorum. Yerken bayanlara bakın. O şekil değişikliği, çıkardığı garip sesler, zannedersiniz ki bir maymun muz ağacının tepesine oturmuş manzarada muzunu yiyor. Ama bittiği an offf… Maymunlar Cehennemi… Nutella, erkekler için Adriana Lima ile, bayanlar için Ryan Gosling ile geçirilen bir rüya. Bunun için söyleyebileceğim; değişen hiçbir şey yok;) Bir de nostalji yapmıştık. Sarelle vardı. Sarelle eğlenmelik nutella evlenmelik. Nutella, rejim esnasında en büyük patlayıcı madde, aman uzak tutun kendinizi. Ama House 44 bünyesinde hangi şubesine giderseniz gidin  Nutella Shot’tan kaçmanıza gerek yok o sizi bulur;) İnanmazsanız editöre sorun!

1 Nisan şakası demiştik ve bence hala 2013’te bile efsane olan bir şaka vardı. Siyah beyaz tv zamanlarında, bir tv spikeri haberlerde; ‘siyah-beyaz televizyonunuzu renkli televizyona çevirebilirsiniz?’ demiş. Ve bunun da ancak tv ekranına renkli çorap geçirmek olduğunu söylemiş. Bunu yapan o kadar fazla insan olmuş ki, sonuca ulaşamayınca öfkelenip tv kanal binasına yürüyüş düzenleyip tepki göstermişler. Şakaya bak! O zamanın teyzelerini düşünemiyorum. Televizyona sapık gibi renkli külotlu çorap geçiriyorlar… 

Yaaaa

Acilllllllll

Zayıflamalıyımmmmm…

Baş harflerinden de anlaşıldığı gibi geldik yaza. Şişman Ramboların evde takılıp hiç çıkmadıkları dönem. Hatta her gün tek başlarına da oturmazlar Ajda Pekkan (diyeti), Ebru Şallı (pilates), Sibel Can (zayıflama sırrı) gibi konuklarla takılırlar her gün. Ayna karşısında ‘öldük-bittik-mahvolduk’ söylemlerini çok duyarsınız. Tabi söylemeden geçemeyeceğim. Bu yaz muhteşem, harika görsel şovlar gördük. Özgüvenle bikiniyi de yutan 100kg  ve üzeri ablalar. Kendine güvenmeleri çok güzel ama o yanlardan fışkıran simitlerle sal okyanuslara, al sana ‘life of pi’ . 

Tabi ki yazının en can alıcı noktası, açık ayakkabılar. Bayanlar için yazın vazgeçilmez sendromlarındandır. Açık ayakkabı illa ki giyilecek. O parmaklar çeşit çeşit ojelenecek. Buraya kadar her şey normal. Fakatttt bazı bayanların ayak serçe parmakları ölü. Tamam bazılarının değil çoğunun! Ayakkabıdan bağımsız dışarıda geziyor. Sürüne sürüne sokaklarda dolaşıyor. Ben bunları yazdıktan sonra gelip ayak serçe parmağını gösterenler de olmadı değil  ‘Bak benimki hala yaşıyor ‘ diye. Yaşıyor mu? Ne yaşaması ona yaşamak mı denir. Bitkisel hayatta,  aletlere (diğer parmaklara) bağlı duruyor… Neyse 2013’te bayanlara 3 uyarım vardı. Bence işe yaradı. 

1) İncelmek için yenilen salatayı erkek arkadaşınız da yemek zorunda değil.

2) Havuz kenarında erkek arkadaşınız başka bayanlara bakıyor diye sakın kızmayın! O sizle alışverişe gelemediği için diğer bikini modellerini inceliyor sadece!!!

3) Önemli olan diyet değil niyet. ŞAKA ŞAKA…  Hahahahaha…

Yazdan çıktıktan sonraki ilk yazdığım yazı ‘Be İlk’ oldu. İlklerden bahsetmiştim. Hatta her zaman ilkler özel olur dedik. İlk insan diye bir kavram vardır. Fotoğrafları daha doğrusu çizimleri vardır. Mutlaka insan evrimi diye bilirsiniz. Yerde çömelmiş sonra tarih ilerledikçe kalkar giyinir, örtünür. Allah aşkına orada ilk insan diye bir şema oluşturmuşsunuz da o ilk üç ne insanı resmen maymun! Bu kadar kötü ilk mi olur? 

İlkini gören insan, Allah bizi kahretmesin bu hallere mi düştük zamanında diyor. Bu arada tarih ilerledikçe oradaki asma yaprağının da ne kadar geliştiğini görmezden gelmeyin! Hahahahah…. BE style yakalamış insanoğlu… 

Bu yazı benim için çok değerli ve çok anlamlıydı. Çünkü bir şeyleri başarmak, doğru bildiklerini uygulamak için yola çıkan bir ekip ve başında büyük bir insan var. Bence 2013 yılının her ne kadar son aylarına denk gelse de, senenin en güzel olayı. Ben de bu dergi de yazar olduğum için daha doğrusu kıyısından köşesinden ben de bu ekibe dahil olduğum için çok şanslıyım. 2013 yılının son anlarına denk geldi belki ama 2014 yılında ortalığı bayağı sallar 😉

Herkese şimdiden bol bol, dolu dolu bir yıl diliyorum …

Eser G. Küçükerol