Balkanların eğlence başkenti Belgrad

IMG_20170717_163724649_HDR

Belgrad’ı, Balkanların Amsterdam’ı olarak niteleyenler oldukça fazla. Benzerliği, mimari ya da coğrafi yapılarından kaynaklanmıyor. Enerjisi, coşkusu, özellikle genç turisti ve gezginleri çekmesi açısından dinamik bir kent Belgrad. Tarihi koruyan, yeniye kucak açan görüntüsüyle Balkanların her daim yükselen yıldızı.

 

Burası ‘Beyaz Şehir’ Belgrad

Belgrad, beyaz şehir yani Beograd olarak anılıyor. Balkanların karizmatik, karakterli, titiz olduğu aşikar, güzel kızların, yakışıklı, stil sahibi erkeklerin, iyi insanların yaşadığı bir karma. Bol yeşilli, bol güler yüzlü. Bizdeki kur artışlarından sonra ‘gayet ucuz bir şehir’ diyebileceğimiz Belgrad’a, nispeten pahalanmış diyebiliriz. Ama yine de, son derece ekonomik tatilin adresi. Türkiye’ye de oldukça yakın. Sırbistan’ın başkenti ve en büyük şehri Belgrad. Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği platoda yer alıyor. O yüzden, mavinin ve yeşilin bin bir tonunu görmek mümkün.

 

Vaktinizi ‘Eski Belgrad’ta geçirin

Şehri ikiye ayıran Sava nehrinin bir kıyısı Eski, diğer kıyısı Yeni (Novi) Belgrad. Siz, mümkün mertebe eski tarafta zamanınızı geçirin. Kentin tarihî binaları ve önemli alanlarından biri Skadarlija. Arnavut kaldırımlar, eski evler ile insanı hoş eden bir havası bulunmakta. Bohem Belgrad, bu çevreye konumlanmış. Bu sokağa ve alt caddesindeki açık pazara mutlaka gidiniz. Sırbistan Ulusal Müzesi ve bitişiğindeki Belgrad Ulusal Tiyatrosu, Nikola Pašić Meydanı, Terazije, Öğrencilerin Meydanı, Kalemegdan Parkı, KnezMihailova Caddesi, Sırbistan Ulusal Meclisi, Aziz Sava Tapınağı ve Eski Saray bu yapılardan en önemlileri. Her birine yürüyerek rahatça gidebilirsiniz. ‘İsimsiz Kahraman Anıtı’nda şehri seyredebilirsiniz. Tarihi mekanlara, geceleri de bir uğrayın derim çünkü ışıklandırmaları muhteşem.  Bu arada, gittiğiniz her yerde müthiş heykellere de rastlamanız pekala mümkün. Türkçe kelimelerle size yaklaşan esnaf ve çalınan müzikler hepsi fazlasıyla tanıdık.

IMG_20170716_225116058

 

Osmanlı’dan ve Komünist Rejim’den izler taşıyor

  • Tarihe kutsal bir yolculuk ve harika günbatımı manzarası için Belgrad Kalesi. İç Kale içinde, 1716 yılında, Petrovaradin’de şehit edilen Damad Ali Paşa’nın türbesi de bulunmakta. İstanbul kapısı, Zindan kapısı, Kule, Şapel gayet güzel gezilecek alanlar.
  • Şehrin her tarafında, kıyısında köşesinde parka rastlamak mümkün. En büyüğü ise; dinlenmelik yemyeşil Kalemegdan Parkı.
  • Araç trafiğine kapalı harikulade bir cadde olan KnezMihailova Caddesi’ne, ayağınız zaten götürecektir sizi. Sokak sanatçılarının çoğu burada. Ressamlar, müzisyenler, pandomimciler; burada boy göstermekte. Global ve yerel mağazalarla ve harika cafe-barlar da bu cadde ve çevresinde yer almakta. Cadde ortasında çeşmelerden su için, oturup biraz dinlenin.
  • TrgRepublike (Cumhuriyet Meydanı), buluşma noktası ve ulaşım merkezi
  • İlginç tarihi ve çevresindeki tarihi yapılarla Taşmajdan’ı görmenizi tavsiye derim. Restorasyonun çoğunu bitirmişler. Rahatça gezebilirsiniz.
  • Bir hayli ilginç icatlar burada; elektrikle haşır neşir olmak için mutlaka bu müzeye gidin. Nikola Tesla Müzesi’nden bahsediyorum. Koleksiyonu fazlasıyla zengin. Milli Müze de illa ki görülmeli.
  • Terazije Meydanı. Bu cadde, Knez’e doğru gider ve meşhur otel Moskova buradadır.
  • Eski balkan kültürünü ve Yugoslavya’yı anlatan Etnografya Müzesi, Öğrenciler Meydanı ve Parkı’nın hemen yanı başında.
  • Şehrin tek camisi olan Bayraklı Camisi de, hala aktif bir şekilde ibadete açık.

Bu saydıklarım birbirine o kadar yakın ki; hiçbir detayı kaçırmadan, yorulmadan, koşmadan aynı gün içinde ve yürüyerek rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz.

IMG_20170717_123036398

AVM’ler Yeni Belgrad’ta

Yeni Belgrad’ın bizim şehirlerden pek bir farkı yok. AVM’ler, toplu konutlar, iş merkezleri burada çünkü. Bu yakada da; nehir kenarındaki bol yeşilli parklara, restoran ve barlara gidebilirsiniz. Ama gitmenizi mutlaka istediğim esas mekan, Zemun’dur. Tuna’nın kenarında. Eski şehrin merkezine de gayet yakın. Taksiyle 600 dinar, yani 7 dolar veya 5 buçuk euro civarı. Gardoş kulesine ulaşmak için eski sokaklar boyunca, tatlı bir yokuş çıkacaksınız. Kulenin tuğlalardan yapılmış ve doğal bir görüntüsü var. Yüksek bir nokta olduğu için şehri ve Tuna’yı ferah bir şekilde görebilmektesiniz. Eski ile Yeni’yi birbirine bağlayan köprülerden en keyiflisi Branko köprüsü.  Yürüyerek geçersiniz, mutlu olursunuz. Bu arada, Belgrad’ın yolları gayet düzenli ve trafiği oldukça rahat. Toplu taşıma tıkır tıkır işliyor. Raylı sistem çok gelişmiş. Eski tramvaylar harika bir nostalji yaşatsa da, yenileri kadar konforlu değil elbette.

Tito ‘nun mezarı burada

Yugoslavya’yı bir arada tutan efsane lider Tito’nun mezarı da Belgrad’ta bulunuyor. Yugoslavya Müzesi, zaten Tito Müzesi olarak anılmakta. Öte yandan; Nato bombardımanında yıkılan Savunma Bakanlığı’nı da, açık hava müzesi tarzında, restore etmeden bırakmışlar. Ayrıca her cadde ve sokakta bulacağınız “Pekara” (fırın)’ lardan mutlaka börek çörek alınız. Şiddetli tavsiyemdir. Bol bol yürüyeceğiniz ve kalori yakacağınız için yediklerinizi kolay yakarsınız.

Eğlence Tuna ve Sava kıyılarında

Belgrad, canlı bir gece hayatına sahip. En hareketli mekânlar, kesinlikle Sava ve Tuna nehirlerinin kıyılarındaki dubalar. Dünya klasındaki, gayet büyük kulüp ve şık barlar burada. Canlı atmosferi, ucuz içkileri, gece hayatına yönelik düzenlemelerin daha hafif olması ile çevre ülkelerden de bol miktarda konuk ağırlıyor. Özellikle hafta sonları rahatça ve dolu dolu eğlenmeniz çok daha uygun. Yüzen bar ve kulüpler de ilginizi çekecektir. Bakımlı ve karizmatik restoranları her zaman dolu. Zira yeme içme olayına bir hayli önem veriyorlar. Yemek porsiyonları da oldukça büyük. Dilediğiniz kadar yiyin için, en fazla 60 – 70 TL hesap ödersiniz, söyleyeyim. Sava kıyısındaki Beton Hala, Kalemegdan’ın hemen alt tarafında, nehrin önünde. Yürüyerek ininiz. İstanbul’un yükselen yıldızı Karaköy’ü andırıyor. ‘Beton Hala’, İngilizce ‘concretehall’ ile Türkçe’de ‘beton bina’nın karışımı. Eskiden, Tuna ve Sava nehirlerinden Belgrad’a ulaşan malların karaya çıktığı limanmış. Eski depoları restore etmişler. Gayet şık, modern, yaratıcı ve özgün bistro-restoranlar bulunmakta. Güneşli havalarda, açık teraslarında yer bulmak neredeyse imkansız. Bir ayrım yapmak istemem ama ben burada Frida’yı sevdim.

Graffiti kentin vazgeçilmezi

Belgrad’ın neredeyse her duvarında, rengarenk graffitiler görüyorsunuz. Benim favorim, Brankov Köprüsü’nün hemen altındaki dev Robin Williams grafiti. Jazz Basta, harika tasarıma sahip bir bahçesi olan ve adından da anlaşılacağı gibi bahçesinde her akşam jazz çalan harika bir mekan. Mixer House ise; gündüzleri genelde sanatsal bir takım aktiviteler ile restoran ve bar olarak hizmet veriyor. Hafta sonları büyük partilerle, hafta içleri de tango, latin, flamenko gecelerine ev sahipliği yapmakta. Kptm, şehrin en iyi elektronik müzik mekanlarından birisi.

IMG_20170717_165615133_HDR

Şehrin ortasında kuş cenneti

İki nehrin birleştiği noktada yer alan ‘Great War Island’ oldukça ilginç. Şöyle ki; üzerinde insan yaşamadığı gibi, herhangi bir bina da kondurmamışlar. Kentin orta yerindeki bu adayı ranta kurban etmemiş, kuş cennetine dönüştürmüşler. Yeşil mi yeşil. Özel izinle girebiliyorsunuz. Zira çoğu tehlike altında olan 196 kuş türünü barındırıyor. Avrupa Birliği süreci hızlandıkça, taş binaları yenilenen, dev çınar ağaçlarıyla kaplı sokakları ve harika heykelleri barındıran parkları kalabalıklaşan, capcanlı bir Belgrad göreceğiz. O yüzden hazır vizesizken ve pahalanmadan Belgrad’ı bir görünüz derim ben.

Nerede konaklanır?

Konaklama seçenekleri hayli fazla olsa da, zincir otellere rastlamak pek olası değil burada. Şehrin ilk tasarım oteli Radisson Blu Old Mill Hotel, Belgrad’ın lüks ama aynı zamanda hesaplı konaklama seçeneklerinden en önemlisi. 19. Yüzyıl’dan kalma, eski bir fabrikanın renöve edilmesiyle, eskiyi ve modernizmi aynı anda yaşamanız olası. Eski ve yeni kent merkezinin tam ortasında bulunuyor. Ulaşımı oldukça rahat. Kahvaltısı ise son derece doyurucu. Belgrad Kalesi, Kraliyet Sarayı ve Çiçek Evi gibi çekici mekanlara çok yakın. Burada, Knez Mihailova Caddesi’nde yürüyüşe çıkarak, 19. Yüzyıl’dan kalma binaları görüp hayran kalabilirsiniz. Radisson Blu Old Mill, aynı zamanda iş ve toplantılar için şahane seçenekler sunuyor.