Çeşme’de Stil Sahibi Bir Sofra | Gülbeniz Arkas

İzmir’in gözbebeği Çeşmedeyiz.Türkiye’de uluslararası taşımacılığın simgesi Arkas ailesinin yazlık evinde bir öğle yemeği ziyafetine davetliyim.
Kapıda Lucıen Arkas’ın zarif eşi Gülbeniz Arkas karşılıyor beni.İçeri kadar eşlik ediyor bana.Karşımda şahane bir sofra beni bekliyor.Sonra yakın
dostlarıyla tanıştırıyor.Heyecanlı bir o kadar da kendinden emin.Aparatiflerle başlayıp daha sonrasında sofraya geçiyoruz.Versace tabaklar
önümüze servis edilecek menünün ağırlığına yakışır tavırda.Ev sahibimizin enerjisi kıvamında çiçekler , vazodan zarif bir edAyla dökülmüşler.
Tam arkamda masmavi bir tablo.Bitmeyen bir çeşme manzarası.Fonda Je Veux usul usul tıngırdıyor.Beraberinde şen kahkahalar sarıyor terası.
Bu ifadeyi ikinci defa kullanıyorum ama samimiyet ve sıcaklık insanın iliklerine kadar işliyor.Bir el mütemadiyen omuzlarımda tane tane
türkçesiyle ‘ İremciğim bir arzun var mı ?diyor. Sonrasında masaya geçiyoruz.Somon kanapelerle başlayan atıştırmalıklarımız , kinoalı tabule salatası ile muazzam bir menüye dönüşüyor.Gülbeniz Hanım ilgi ve alakalı bir ev sahibi.Göz ucuyla herşeyi en ince detayına kadar takip ediyor.Ayağa kalkıyor tüm zerafeti ile servisle bizzat kendisi ilgileniyor.
Yemek servisini yapan ekip de ev sahibinin tavrını oldukça iyi benimsemiş.Aynı ilgi ve alakayı birebir sürdürüyorlar.
Hafif hafif meltem esintisi hissediliyor Çeşme Ardıç koyunda.Keyfimiz yerinde.Sohbetin dibine vuruyoruz İzmir’in güzel kadınlarıyla.
Sonrasın da bu şık masanın tüyolarını almak için Gülbeniz Hanımın yanına geçiyorum.Bütün detayları tüm içtenliği ile bizimle paylaşıyor.Bakalım şık bir yaz günü daveti masası nasıl kurulur ?

menü:

kinoalı tabule salatası
enginarlı karides
safran soslu levrek sarma
belçika çikolatalı ve frambuzalı chialı puding

Kendimi oldukça şanslı hissediyorum. Elegan ve şık bir sofrayı dünyaca ünlü bağlara sahip bir ailenin zarif hanımı ile paylaşmak gerçekten çok hoş. Dünyanın üç defa en iyi sömelyesi seçilen Paolo Basso’nun kitabında La Mahzen’in övgüyle yer almasından biraz bahsedelim mi?
La Mahzen Türkiye’nin en büyük tek parsel organik bağı. Dünyanın en iyi mahzenleri arasında yer alıyor. Basso ise yine dünyaca ünlü sömelye. Yani şarabı iyi tadan, iyi bilen ve uyumu doğru kombinleyen kişi. Başarısı taçlandırılmış bir duayenin kitabında yer almak
ailem adına çok gurur verici. Ülkem adına ise böylesine hızlı bir gelişimin parçası olmak paha biçilemez bir duygu.

 

 

Başarısı taçlandırılmış bir bağın hangi ürünü Arkas sofralarında servis ediliyor ?

Tüm ürünlerimiz gerçekten büyük emek ve özverinin sonucu. Aralarında ayrım yapmak ne derece doğru olur bilemem ama sanırım Consensus Shiraz Cabarnet
benim favorim. Ben aslında kırmızı eti çok fazla tercih etmeyen biri olarak şarap tercihimin bu yönde olmasını ilginç karşılayabilirsiniz. Fakat damağımda bıraktığı o zengin aroması ve karakterli baskın tavrı benim için önceliği kendinden yana kılıyor. La Mahzen bağının kendi restaurantında isli boşnak eti ile servis ediyorlar. Sanırım o zaman kırmızı ete karşı tavrım biraz değişebiliyor. İkisinin uyumu oldukça hoşuma gidiyor.

 

Davet sofralarınız da servis etmekten en keyif aldığınız dünya mutfakları nelerdir?
Dünya da mutfağı ile nam salmış birçok ülke var. Fakat biz deniz aşığı bir aile olduğumuz için bu aşkımız yemek zevkimizde de bizim önceliğimiz oluyor. Seyahatlerimiz de eşimle kaçış noktalarımıza baktığımda da hep deniz kültürü ve deniz mahsulleri olan noktalara ziyaret ettiğimizi fark ediyorum. Evimizde de yardımcılarımız muazzam derecede deniz mahsullerini yorumlarlar.  Gelen konuklarımızı da yemeklerden sonra genelde aşçımızdan tarif isterken yakalarım.


Peki sizin aile yemeklerinizde değişmeyen ritüeliniz nelerdir?
Biz Fransız bir aile olduğumuz için , bizim için çok önemli iki bayramımız var. Paskalya ve Noel. Her yıl mutlaka kutlarız. Paskalya bayramında hava durumu elverişli ise mutlaka bahçede bir davet veririm. Noel de ise evimizi kırmızı noel çiçekleri ile süsletirim.
Kırmızının verdiği pozitif ve yenileyici enerjisine inanırım. Her iki bayram da ise biz balık yemeyi tercih ederiz. Bu sefer daha farklı yorumlayarak tabi ki. Tuzda balık ve mayonezli balık değişmeyen yemek ritüelimizdir. Çünkü mayonezli balık geleneksel olarak Katoliklerin bayramlar için özel yemeğidir.

 

Biraz önce seyahetlerinizde genelde deniz aşırı yerleri tercih ettiğinizden bahsettiniz. Sizin gibi koleksiyoner, sanat ve sanatçıya önem veren bir ailenin keşif noktalarından biraz bahseder misiniz ?
Bizim ailece tercih ettiğimiz yerler arasında öncelik Maldivlerdir. Gerek adanın benimsemiş olduğu yaşam tarzı, gerek ise içinde barındırdığı huzur önceliğimizi kendisinden yana kullanmamızı sağlıyor. Hamburg’u çok severiz. Göl kıyısın da bir şehir olması ve tarihi dokusu bizi her  ziyaretimizde oldukça etkilemiştir. Hamburg eşim için biraz daha farklı. Orada bir limanı olduğu için şehre daha fazla hakim. Avrupa da bir diğer kaçış noktamız İtalya da Cınque Terre. Bu şehri karış karış keşfetmeyi, keşfettikçe bizi keyiflendirmesini çok seviyoruz. İnsanlarının sıcaklığı ve samimiyeti de oldukça hoş. Eğer tekne seyahati
yapacaksak Palma de Mallorca defalarca gitmekten bıkmadığımız bir destinasyon. Bunun yanı sıra Yunan adalarının daha izole ve henüz keşfedilmemiş noktaları oluyor. Fakat bizim için seçim anlamında olmazsa olmaz en önemli faktör deniz mahsullerini oldukça başarılı yorumlamalarıdır.. Bu konuda eşim oldukça hassastır. Yemeye ve içmeye oldukça
önem verir. Ben biraz daha sunumu ön planda tutanlardanımdır. Ama eşim iyi bir tadımcıdır. Tadar ve damağında hemen ayrıştırır. Eksik yanları hemen saptar ve nazik bir biçimde fikirlerini sunarak karşı tarafı yönlendirir. Kızım da aynı babasına benzemiş. Onun da çok iyi bir damak algısı var.

Seyahatleriniz de popüler kültürden etkilenip mekan tercihi yapanlardan mısınız ? Yoksa önyargılarından sıyrılıp denenmemişi deneyenlerden misiniz?
Böyle bir önyargımızın kesinlikle olmadığına inanıyorum. Çünkü seyahatlerimizde bile keşfedilmemiş yerleri görmek bize daha cazip geliyor. Fakat yemek konusunda
daha çok kendi kabuğumuzda hareket etmeyi seviyoruz. Tekne seyahatimiz varsa teknede kendi aşçımızın yorumladığı yemekler açıkçası bize daha çok keyif veriyor.
Seyahatlerimizde önceliğimiz gittiğimiz bölgenin kültürünü özümsemek. Daha sonra da sevdiğimiz mutfağın alternatifli mutfak yorumlarını deneyimliyoruz. Üzerine bol bol
sohbet edip tatilin tadını çıkartıyoruz.

Birbirinden özel dostlarınızla birlikte harika bir öğle yemeği davetine ev sahipliği yapıyorsunuz. Gelen konuklarınızın dilinde hep aynı söz; ‘Gülbeniz yine şahane bir sofra kurmuş’. Sizin imzanızı taşıyan bir davet sofrası nasıl olmalıdır ?

Demin de bahsettiğim gibi eşim tadım konusunda, ben ise bu konuda mütevazi olamayacağım ama sofra dizaynında başarılıyımdır. Benim imzamı taşıyan bir masanın
olmazsa olması taze çiçeklerdir. Bu konuda uzun yıllardır bir firma ile çalışıyorum. Onları tercih etmemin yegane sebebi sunduğum hayallerimi bütünü ile yansıtmaları.
Her sofra kendi içinde farklı bir kültürü, farklı bir ruhu barındırmalı benim için. Gelen konuklarımın tarzı , mekanın ambiyansı ve menü içeriğinin bütünlüğü
bir sofrayı şık ve akılda kılıcı kılan unsurlardır. Yemeklerimizin damakta bıraktığı tad, soframızın yaşattığı görsel şölen kadar akılda kalıcı olmalı.